Tatil Kent

Tatil Rehberiniz

İspanya

İspanya, Avrupa’nın en hareketli gece hayatına sahiptir. Eğlenceler Cuma akşam başlar ve Pazartesi sabaha kadar devam eder. Bar ve diskolar en fazla tercih edilen yerlerdir. Buralarda saat 02:00 gibi eğlence doruğa ulaşır ve genellikle sabah 06:00′ya kadar devam eder. Diskoların bazılarında blue jean ve benzeri kıyafetlerle giriş yasaktır. Pop ve Jazz türü müzik yapan yerler oldukça fazladır. Buralarda gelen turist yoğunluğuna göre bilinen şarkılar çalınsa veya söylense bile ağırlık İspanyol müziğindedir. Bazı gece kulüpleri ve barlar belli gün ve saatlerde flamenko gösterileri düzenlerler bunları turizm bürolarından veya otelinizin resepsiyonunuzdan rahatlıkla öğrenebilirsiniz gerekiyorsa rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Tüm bunların dışında klasik müzik, tiyatro ve sinema gösterilerini izleyebileceğiniz gibi, futbol, boğa güreşleri de Madrid’i tanımak açısından size yardımcı olabilir. İspanya da genellikle 4 öğün yemek yenilir : Kahvaltı, öğle, akşam ve gece yemeği.Bu öğünlerden kahvaltı ve akşam yemeklerini bir kenara bırakabiliriz. Aslolan öğle ve gece yemekleridir…

Madrid 23:00′den sonra yaşamaya başlayan bir kent; dolayısıyla gece boyunca yenilen TAPAS
( zeytinyağı, jambon, sosis, peynir, patates, balık ve mevsim sebzeleriyle hazırlanan bir tür salata )
ister istemez sabah kahvaltısına pek gerek bırakmıyor. Yani gece geç saatte bol yiyeceksiniz ve sabah hiç iştahınız olmayacak.Zaten acıkmasanız iyi olur çünkü sabah kahvaltısı burada bir öğün olarak telakki edilmiyor; dolayısıyla sabahları yiyecek sunan pek fazla yer de bulamıyorsunuz. Belki, kahve ve tost dışında sadece omlet ki o da Madrid’in başkent olmasından dolayı daha yoğun bir resmi yaşamı ve gece hayatına katılmayanları da olabileceğinden olsa gerek bulabilirsiniz. Öğle yemeği günün ana yemeğidir.
13:30 ile 16:00 arası adeta ziyafet havasındaki bu öğünde çorba veya salata, et veya balık ile salata ve Paella ardından da meyve, dondurma veya marmelatlarla tatlandırılmış börek.

İspanyada görmeden dönmeyeceğiniz yerler,

Puerto del Sol: Madrid’e ister yalnız isterse bir gurupla gidin öncelikle bulmanız gereken nokta Puerto del Sol’dur. İspanya’nın resmi olarak merkezi kabul edilen nokta Puerto del Sol ‘deki belediye binasının önündedir. Tam karşınızda, biraz dikkatli bakarsanız ağaca dayanmış bir ayı heykeli göreceksiniz ki bu heykel Madrid şehrinin amblemidir. Artık İspanya’nın ortasını bulduğunuza göre bu noktayı kendinize referans kabul edip buradan çeşitli yönlere açılan anacaddeler üzerinde yapacağınız kısa yürüyüşler gün bitiminde şehri tanıyor kılacaktır size. Ama fazla vaktiniz yoksa sadece en popular yerleri gezmek istiyorsanız kolayca elde edebileceğiniz bir şehir planıyla aşağıdaki yerleri ziyaret edebilirsiniz.

Palacio Real (Royal Palace) 18. yüzyılda Bourbon’ların ( yönetimdeki aile) idare binası. Calle de Bailen’de, Puerto del Sol’den, Calle Mayor’u izleyerek, cadde bitiminde güneye döndüğünüzde çıkarsınız.

Museo Del Naturale Monasterio de las Descalzas Reales (Monastery of the Descalzas Reales): 1733 yılında kral V. Felipe tarafından yaptırılmıştır. Calle de Preciaus’ üzerinde (sağdan 2.sokak) Puertodel Sol’un en kuzeyindeki ana cadde.

Plaza de la Independencıa (Alcala Gate): Kral III. Charles tarafından şehre giriş kapısı olarak tasarlanıp neo-klasik üslupta yaptırılmıştır. Puerto del Sol’den sol tarafa yaklaşık 20 dakikalık hızlı bir yürüyüşle ulaşılabilir.

Retiro Park Alcala Gate’I geçtikten sonar sağ kolda yer alır.12 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. 17.yüzyılda Retiro Sarayı’nın bir bölümü olarak düzenlenmiştir.İspanya iç savaşı sırasında oldukça hasar görmüşse de park içindeki bitkiler, çeşmeler, havuzlar, anıt ve heykeller ve bahçe düzenlemeleri görülmeye değerdir.

Grand Via : Madrid’in tarihi dokusu içine yerleşmiş en popular alış-veriş merkezi. Şehrin kuzeyindedir.

Plaza de Colon 1885 yılında Arturo Melida tarafından düzenlenmiş bir bahçe ve kültür merkezi kompleksidir. Alanın ön tarafında oldukça yükseltilmiş bir kaide üzerinde Columbus keşiflerini İspanyollar’a sunuyor gibidir.

Barcelona (İspanya)


Barselona (İspanyolca ve Katalanca: Barcelona), İspanya’nın Katalonya özerk bölgesinin başkentidir. Ayrıca Gaudi’nin başını çektiği modernizm akımıyla planlanmış, 1900′lerden kalma ızgara planlı modern bölümü ilgi çekmektedir. Yaygın dil Katalancadır.

Barselona’nın geçmişinin İspanya’dan daha eski olması ilginçtir. 9. yüzyılda Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuştur.

Kentin simgesi Sagrada Familia Kilisesinin yapımına 1882 yılında mimar Villar başlamıştır. Bir yıl sonra mimar Antoni Gaudi görevi devraldı. Gaudi’nin ömrü ancak kilisenin ön cephesi ve planlanan on sekiz kuleden sekizini tamamlamak için yetti. Gotik tarzın örneği olan ünlü kilise hala tamamlanamadığı için ‘Bitmeyen Kilise’ olarak da binilir.

İstanbul’da İstiklal Caddesi neyse Barselona’da 2 km’ye yaklaşan uzunluğu ile Las Ramblas caddesi odur. Kafeleri, müzeleri, alışveriş merkezleri, sokak müzisyenleri ve akrobatları ile çok hareketli bir caddedir.

Kente damgasını vuran yerlerden birisi de Akdeniz’in en hareketli limanı olan Barselona Limanıdır. Bu limana yılda 700.000′den fazla gemi uğradığı söylenir. Limana çıkan ana yollarından biri, ünlü kaşif Christopher Columbus’un heykeline gider.
Barcelona
Ünlü ressam Picasso da 1895-1900 yıllarında Barselona’da yaşamıştır ve 1900 yılında ayrıldığı Barselona’ya 1901 yılında dönen Picasso 1904 yılına kadar tekrar Barselona’da yaşamış ve Mavi Dönemim dediği ürünlerini yaratmış fakat 1904 yılından sonra Fransa’ya yerleşmiştir. 1973 yılında Fransa’da ölmüştür. Museo Picasso, 1981 yılında eşinin de Picasso’nun yaptığı seramik çalışmalarını bağışlamasıyla bugünkü halini almıştır. Ünlü ressamın 2.500′den fazla eserini bu şehirde özellikle de Museo Picasso’da görmek mümkündür.

Kent Meydanında yer alan arena, Katalanlar ve turistler için ilgi çekici bir yerdir. Flamenko dansının izlenebileceği gece klüpleri çok sayıdadır. Aslında Barselona daha çok bir eğlence şehridir; kentin her yanından eğlenebilecek yerler bulmak mümkündür.

Yemekler konusunda Akdeniz mutfağına yakın olan Türkler yabancılık çekmeyecektir. Zeytinyağlı yemekleri hafiftir. Barselona’da balık yemeden gitmek de olmaz. Tapas, zeytinyağı, peynir, patates, jambon, sosis, balık ve sebzelerle hazırlanan bir salata türüdür ve geleneksel bir mezedir. Patatesli omlet olan ‘tortilla’yı da tatmanız önerilir.
Barcelona
GÖRMEDEN DÖNMEYİN
Barselona ‘ya gittiğinizde kendinizi sanki İspanya ‘nın dışında başka bir yere gitmiş zannedersiniz. Bu zengin kültürlerle yoğrulmuş ülke sanki bir açık hava müzesi gibidir. Barselonalılar kendilerini önce Katalan olarak kabul ederler. Onlar size İspanya
kurulmadan önce Katalanya’nın var olduğunu, kendi mutfaklarının, dillerinin, bayraklarının ve kültürlerinin farklı olduğundan söz edeceklerdir. Madrid’den daha kozmopolit, İspanya ‘dan daha Avrupai olduklarını ifade edeceklerdir. İspanya ‘yi bir ülke olarak değil de eyaletlerden oluşan bir birlik olarak görmeyi tercih ederler.

Katalan Hükümet Konağına bakan bulvarda yer alan Sagra de la Familia Kilisesi (Temple of the Holy Family) Barselona ‘nın en tanınmış sembolüdür.Yapımına 1882 yılında, Villar tarafından Neo-Gotik üslüpta tasarlanarak başlanmış fakat Villar’ın gözden düşmesi üzerine 1883 yılında bu işle 31 yaşındaki Antoni Gaudi (1852-1926) görevlendirilmiştir.Ölümüne kadar bu binanın yapına devam etmişse de Gaudi ,Sagrade la Familia Kilisesinin sadece (Kripta, apsis duvarları bir giriş ve bir kule) ön cephesini yapabilmiştir.Yapının inşasına Gaudi’nin ölümünden sonra, günümüzde de devam edilmektedir. Modernist üslüplü yapı diğer aynı üsluplu yapılardan Barselona’nın kültür zenginliğinin de etkisi ile farklılıklar gösterir. Bu farklılığın sebebi , kentin Gotik, İslam, Rönesans, Romanesk ve Bizans üsluplarını bir arada taşıyor olmasındandır. Yapıda diğer Modernist üslup uygulamalarında da süslemede kullanılan cam ve tuğla (demir ve çelik de Modernist üslupta süslemede kullanılmaktadır ; Art Nouveao) tamamen Gaudi tarafından tasarlanmış ve yerleştirilmiştir. Gaudi’nin,
La Pedrera(The Quarry) adıyla bilinen apartmanı gibi şehirde daha birçok eserini görmek mümkündür.

Barri Gótic turistik bir köy olmamasına rağmen her geçen gün artan ziyaretçi sayısıyla günümüzde en popüler mekanların başında gelmeye başlamıştır. Burası halkın doğal yaşantısını daha yakından görmek isteyenlerin ilgisini çekebilecek küçük bir İspanyol köyüdür.Ressam Joan Miro ‘da Barri Gotic’de doğmuş ve büyümüş bu köyün izlenimleri eserlerine yansımıştır.

Barselona deyip de Picasso’dan bahsetmemek olmaz. 1881 yılında Malaga’da doğan Picasso 1985-1900 yıllarında Barselona da yaşamış, özellikle de Barri Gotik ve Barri Xines bölgelerinden etkilenmiştir.Bu dönem içinde Empresyonizim ve Sembolizim üsluplarında çalışmıştır. 1900 yılında ayrıldığı Barselona’ya 1901 yılında dönen Picasso 1904 yılına kadar tekrar Barselona ‘da yaşamış ve Mavi Dönemim dediği ürünlerini yaratmış fakat 1904 yılından sonra Fransa’ya yerleşmiştir.1973 yılında Fransa’da ölmüştür.Ünlü Ressamın eserlerinin özellikle erken örneklerinin toplandığı bir müze 1962 yılında oluşturulmaya başlanmıştır. Museo Pıcasso, 1981 yılında eşinin de Picasso’nun yaptığı seramik çalışmalarını bağışlamasıyla bugünkü halini almıştır.Ünlü ressamın 2,500 ‘den fazla eserinibu sehirde özellikle de Museo Picasso ‘da görmeniz mümkündür.

Hemen hemen Barselona ile ilgili her fotoğrafta veya her tabloda gördüğünüz her kitapta okuduğunuz, o ünlü Las Ramblas sokağı limandan sadece bir kilometre uzaklıktadır. Limanın hemen yanındaysa bir diğer ünlü yapıt Christopher Columbus Heykeli, yüzünü Akdeniz’e çevirmiş sizi beklemektedir.

Yaz aylarında konserler verilen, dramalar sahnelen başka ünlü bir bulvar da Palca Del Rei’ dir ( Plaza of the King). Yeni Dünya’ya yaptığı seyahatten dönen Columbus, Isabella ve Ferdinand tarafından huzura burada kabul edilmiştir.

İspanya deyince hemen akla gelen geleneksel boğa güreşleridir. Boga güresine gitmek
için en az iki gün önceden biletlerinizi almalisiniz. Genellikle yapilan müsabakaya göre degisen bilet ücretleri 1000 – 6 000 Pesata arasi degismektedir. 3 yasin altindaki Novillada denilen bogalarin güresleri her zaman 1000 pesetanin altindadir. Arenaya girmeden önce Matador’lara firlatmak üzere çiçek almayi unutmayin;Söylememize gerek yok belki de ama İspanya ‘da en popüler renk kirmizi ve siyah’tir. Sagrada Familia ve Katalan Hükümet Konagi’nın yer aldığı bulvarda her Pazar aksami, renkli, eglenceli ve dostça bir ortamda Sardana dansçilarini seyredebilir veya onlara eslik edebilirsiniz.

|