Ankara Estergon Kalesi
Ben çocukken Ankara adına yazılmış şiirler, şarkılar dikkatimi çekerdi. Ne vardı bu Ankara`da. Bu insanlar burayı neden bu kadar seviyordu. Meğerse Ankara`yı anlamak için Ankara`dan uzak kalmak gerekirmiş. Ankara kalabalık bir şehir. Kalabalığı seven insanlar için ise bulunmaz bir şehir. Bazı insanlar genelde sessiz sakin yerleri sever ve oralarda yaşamayı tercih eder. Ama Ankara`da yaşamak çok başkadır. Ankara vazgeçilmezdir. Ankara özeldir. Ankara`da özellikle Kızılay da 45 dk. otobüs beklerken ayaklarınızın uyuşmasının tadı hiçbir şehirde yoktur. Bu yazımda sizlere estergon kalesinden bahsetmek istiyorum. Ankara`nın en güzel yerlerinden birisidir Keçiören. Ankara adını duyan herkes mutlaka Keçiören adını da duymuştur. Aslında Estergon Kalesi Osmanlı için büyük bir önem taşıyan Budapeşte de tuna nehri kıyılarında yer alan bir kaledir. Ankara`da ki estergon kalesi temsilidir. Kale deyince genelde aklınıza toprak rengi yapılar geliyor. Ancak bizim estergon kalemiz tamamen beyaz mermer ile kaplanmış durumda ve çok güzel bir görüntüsü var. Yaya olarak gidiyorsanız Keçiören`in yokuşlarında çok yorulmayı bir kenara bırakalım Estergona onlarca merdivenden sonra ulaşmak sizi bir hayli yoracak. Ama buna değecek üşenmeyin. Girişte karşınıza minik bir havuz çıkacak. Es geçmeyiniz. İçindeki balıklar ilginizi çekecek. En azından ben öyle düşünüyorum. Alt katta daha çok alışveriş yapmanız için birkaç dükkân bulunmakta. Yani pek bir şey yok. 1. katta ise Osmanlı kültürünü anlatan hatta ve hatta Osmanlı kültürünü canlı canlı yaşatan bir müze var. Hemen altını çizelim. Belki de bizim ülkemizde müze sevdasına engel olan en büyük neden ücretli olmasıdır. Estergon müzesi her kesime tamamen ücretsizdir. Yani gönül rahatlığı ile gezebilirsiniz. Müze de Osmanlının kullandığı silahlar vb. aletlerin yanı sıra, Osmanlı kültürünü yansıtan odalar bulunuyor. Hatta birkaç oda da örf ve adetlerimiz arasında yer alan kına gecesi, düğün, çocuk bakımı, balmumundan yapılmış heykeller ile canlandırılmaya çalışılmış.
2. katta ise Osmanlı sofrası adı altında ve tamamen Osmanlı damak tadına hitap eden bir restoran bulunuyor. Ücretler hakkında pek bir bilgim olmasa da pek ucuz bir yere benzediğini söyleyemem. Ama dört bir tarafı dev bir akvaryumla çevrili olan bu mekâna girmenizi tavsiye ederim. En azından bu akvaryumu görmeye değer.
Teras katını kesinlikle atlamayın. Mutlaka ama mutlaka uğrayın. Ankara`yı Estergonun en tepesinden izlemek herkese nasip olmaz. Atakule, Anıtkabir ve daha aklınıza ne gelirse buradan görebilirsiniz. Zaten terasta bulunan ve sanki bir film sahnesi gibi dalgalanan dev Türk bayrağına hayran kalacaksınız.
Kalenin içinden anlatacak başka bir şey yok. Ancak dışarısı da içerinden daha güzel desem abartmış olmam. Girişin hemen sol tarafındaki merdivenlerden çıkarak Ankara`yı farklı açılardan ayaklarınızın altında hissedebilirsiniz. Şarkınızdaki dev şelale gerçekten sizinde içinizi huzur dolduracak. Zaten yakından görmek isteyip yolu karşıya geçerek şelalenin yanına da gideceksiniz..
Nevşehir`in girişinden 10 km ileride olan Nevşehir Kalesini görmelisiniz.
Gerçi kale biraz bakımsız kalmış ama çok güzel bir değer bence.
Gidip görmeye ve Nevşehir`i de kaleden izlemek çok güzeldi.
Fakat arabayla çıkarken dikkat edin çok rampa
Keçi Kalesi : Keçi Kalesi Şehrin kuzeyinde Arkut dağı tepesindeşehre 5 km. uzaklıktadır. Bitinyalılar zamanındandır. 1995’de restore edilmiştir.
Şu hikaye rivayettir. Bir düşman saldırısı üzerine şehir halkı mal ve hayvanları ile kaleye sığınır (veya zaten kale içinde yerleşiktirler). Etrafa hakim bir büyük tepe üzerine yapılmış olan kale Geredeliler tarafından uzun süre istilacı düşmana karşı savunulur. Düşman tabii yapı ve Geredelilerin izin vermemesi üzerine kale etrafına yerleşmiş ve kaleyi almak için gündüzleri saldırmakta fakat muvaffak olamamaktadır. Bu nedenle onlarda bıkkınlık meydana gelmiştir. Zamanla kalede yiyecek sıkıntısı başlar şartlar Geredeliler için ağırlaşmaktadır. Bir gece kaledeki tüm keçilerin boynuzlarına mumları takarak yakıp kalenin dışına salıverirler ve hayvanları düşman karargahına sürerler. Düşman bir anda neye uğradığını şaşırır. Karanlıkta ellerinde ateşlerle çok büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanarak bozguna uğrayıp kaçışırlar dağılıp giderler. Geredeliler keçileri sayesinde istiladan kurtulmuştur. Hikayeye göre kalenin ismi artık Keçi Kalesi olarak anılmaya başlar.
Not: Bazı kaynaklarda bu hikayede kaledekiler Rumlar kaleyi kuşatanlar ise Türklerdir.