Reklam

samsun tarihi

Ocak 30th, 2011 Yorum Yok »

Samsun’un Tarihi
Samsun İlimiz insanlık tarihi açısından çok eski bir yerleşim alanıdır. Başta bugünkü şehrin merkezi olmak üzere Kızılırmak vadisi, Kavak, Tekkeköy, Çarşamba ovasında eski çağlardan beri insan iskan edilmiş ve yaşam sürmüştür.
Orta Taş Devrinde (Mezolitik. M.Ö 10000-5000) insanların Tekkeköyde bulunan sığınaklarda yaşadıkları ve bölgenin en eski yerleşimcileri oldukları bilinmektedir. Yine Cilalı Taş Devri (Neolitik. MÖ. 5000-4000) ile Bakır-Tunç Devrinde (Kalkolitik. M.Ö.4000-1700) insanların Samsun merkez Dündar Tepe, Kavak Kalenderoğlu ve Bafra İkiztepe de sürekli iskan oluşturarak yaşamlarını devam ettirdikleri yapılan arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır.
Samsun İli sınırları içerisinde devlet kurarak yaşayan en eski topluluk Gaşkalar’dır. Bu medeniyette Gasgaslar da denilmektedir. (M.Ö.5000-3500) Bilinen bu ilk medeniyeti takiben bütün Kuzey Anadolu’ya hakim olan Paflagonlar Kızılırmak Havzasında yaşamışlardır. (m.ö. 3000-1100) Hititler (M.Ö. 2000-1200) Frigyalılar (M.Ö. 1182-M.Ö. 676) Kimmerler (M.Ö. 676), Lidyalılar (M.Ö. 1200-547 bugün Kara Samsun adıyla isimlendirilen yere ENETE adında bir site kurdular) Miletliler (İyonya) (M.Ö.2000- M.Ö.400) Egeden Karadeniz yoluyla ENETE’ye yerleşerek “Amisus” veya “Amisos” ismini verdiler. Perslerin (M.Ö.550-330) Lidya Kralı Krezus’u yenmeleri sonunda M.Ö. 546 Amisos, Pers İmparatorluğunun eline geçti. M.Ö. 331 yılında Büyük İskenderin Persleri yenmesi sonucu Makedonya İmparatorluğu eline geçen Amisos, İskenderin ölümüyle Pers kökenli Kont Krallığı (M.Ö. 255-63) kuruldu. Amisos Kont Krallığının başkenti oldu. Daha sonra M.Ö. 1. yy da Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren Amisos M.S. 385 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde kaldı. Amisos M.S 860 yılında Abbasiler zamanında halife Mutassım’ın emriyle Malatyalı korkunç Ömer komutasındaki kuvvetler tarafından ele geçirilmiş ise de Bizaslılar tarafından tekrar geri alınmıştır. Türklerin Anadolu’ya girmesiyle birlikte 1. Türkler birlikleri zamanında Danişmentliler tarafından Samsun kuşatılmış ise de alınamamıştır. Anadolu Selçukluları zamanında Samsun’un Müslüman yerleşim yerleri 1.185 yılında Anadolu Selçuklu hakimiyetine geçmiştir. İlk defa Amisos ismi Selçuklular tarafından Samsun olarak değiştirilerek kullanılmaya başlanılmıştır. Haçlı Seferleri sonrası başkent Trabzon olmak üzere Trabzon Rum İmparatorluğu Rum İmparatorluğu egemenliğine giren Samsun Cenevizlilerin Karadeniz’de ticareti ellerine geçirmeleri sonucunda 100 yıl kadar burada yaşamışlardır. Bu tarihlerde Türklerin yaşadığı Samsun’a “ Müslüman Samsun” 3 km. mesafede bulunan Cenevizlileri ticaret sitesine de “Gavur Samsun” denilmiştir.
1.071 yılında Malazgirt Savaşı’ndan sonra Danişmentliler tarafından alınamayan Samsun’un deniz kıyısında bir kale kurarak Müslüman Samsun’u oluşturduktan sonra 1.243 Kösedağ Savaşı sonrası Trabzon Rum İmparatorluğu egemenliğine girmiş ise de 1.296 yılında tekrar Anadolu Türklerinin eline geçmiş ve 1.389 yılında da Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti çökerken Canik Beyliğine de başkentlik yapmıştır.
3. Mütareke Yıllarında Samsun
Sayfa Başı
3.1. Rum Pontus Cemiyetlerinin Bölücü Faaliyetleri
20 yüzyıl başlarında bölücü faaliyetler, Anadolu topraklarına yayıldı. Bu bölgede bağımsız bir devlet kurmak gayesi ile harekete geçen gruplardan biri de Doğu Karadeniz’deki Rumlar’dı. 1904 ‘te Merzifon’daki Amerikan Koleji’nde “Pontus Rum Cemiyeti” adı altında bir teşkilat kurulmuş ve hızla çevreye yayılmıştı. Papadopulaos adlı bir öğretmen tarafından kurulan bu cemiyet, okul müdürü Mr.White’nin önderliğinde teşkilatlanmasını sürdürürken bir taraftan da itilaf devletlerinin desteğini sağlamıştır.Merzifon’da Anadolu Koleji’nde bir tek Türk talebe yoktu. 135 talebenin 108’i Ermeni, 27’si Rum’du. Okul müdürü, diğer kolejlerde olduğu gibi, bir papazdı. 1893’de misyonerlerin tertiplediği devlet aleyhine yapılan gösterilerin planlayıcıları arasında Merzifon Anadolu Koleji müdürü olan papaz da bulunuyordu.
Kısa sürede birçok kasabada teşkilatlanan Pontus Cemiyeti, başta Müdafa-i Meşruta olmak üzere yeni yeni kuruluşlar ile bölgede teşkilatlanıyor, bir tarafta da “20 yaşından büyük her üyenin silahlandırılması’na çalışıyordu. Kısa sürede 14 şube açan Müdafa-i Meşruta Cemiyeti’nin Çarşamba, Bafra, Havza ve Kavak ‘ta da şubeleri bulunduğu gibi Avrupa devletleriyle işbirliği yapmak gayesiyle “Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti” adı altında yurt dışı ağırlıklı bir teşkilatı da vardı.
1.Dünya Savaşı yıllarında İtilaf devletlerinin açık desteğini de kazanan bölücü Rumlar, çalışmalarını daha bir yoğunlaştırarak, Çarlık Rusyasından da silah almayı başardılar. İngilizlerce de Mondros Mütarekesinin hemen ardından sadece Samsun Rumlarına 10,000 tüfek dağıtılmış, İstanbul’daki Rum Patrikhanesinin ve Yunanistan’ın isteği üzerine son 50 yılda Samsun ve yöresine “göçmen” adı altında 50,000 Rum yerleştirilmiş bunların 25,000 kadarı “Pontus Çeteleri” saflarında yer alarak Samsun ve Merkez kazaya bağlı köylerde 500 civarında kundaklama, öldürme, yaralama gibi olaylara katılarak, “yoketme/Jenosid” kampanyasına girişmişlerdir.
9.Ordu Müfettişi olarak Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı gün, şehirde İngiliz askerleri vardı ve Merzifon dahil, bölgede önemli bir askeri güç olarak bulunuyorlardı.Mustafa Kemal, 21 Mayıs’ta Harbiye Nezareti (Genel Kurmay) ‘ne gönderdiği raporda; Samsun ve dolaylarında 40 kadar bölücü Rum çetesi bulunduğunu, Müslüman halkın kaygı ve korku içinde yaşadığını, Rum Çetelerine karşı bir tedbir olmak üzere bazı Laz çetelerinin para karşılığı bölgeye getirilip Rum saldırılarına karşı kullanıldığını belirtti. Söz konusu çetelerden biri ve en kuvvetlisi; Giresun Bölgesinde üstlenmekle birlikte Karadeniz’in hemen her yerinde baskınlar düzenleyen, Rum çetelerini sık sık zor durumlara düşüren “Topal Osman” çetesi idi . Mustafa Kemal’in Samsun bölgesinde görüştüğü ilk kişilerden birisi de Topal Osman olmuştur.

Yunan donanmasının 9 Haziran 1921 de İnebolu’yu bombalaması üzerine taşkınlıklarını iyice artıran Rum Çetelerine karşı Ankara Hükümeti, 26 Haziran 1921’de Karadeniz’deki Rum nüfusunun başka bölgelere yerleştirilmesini kararlaştırdı. Nurettin Paşa komutasında Sivas’ta kurulan Merkez ordusuna “tenkil hareketi” görevi verildi. Merkez Ordusu Komutanlığı da Pontusçulukla uğraşanlar hakkında tutuklama kararı alarak bunları birer birer yakalamaya başladı. Merzifon’daki Amerikan Koleji de kapatıldı ve yöneticileri yurtdışı edildi. Bu arada Samsun ve Trabzon metropolit merkezleri basılarak çok sayıda silah ve belge ele geçirildi.İtilaf devletleri, Rumlar’a karşı alınan bu tedbirleri tesirsiz hale getirmek için bazı teşebbüslerde bulunmaya başlayınca da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Dışişlerinden aşağıdaki “nota” yı almakta gecikmedi:
“Pontus Devleti fikrini İstanbul’daki Rum Patrikhanesi ve Yunanistan yeniden diriltmişlerdir. Samsun ve Marmara denizi yöresinde şimdiye kadar 200,000’den fazla Türk öldürülmüştür. Türk kadınlarının ırzına geçilmiş, köyleri yakılmıştır. Türk uyruklu Rumlar, Yunanistan tarafından silah altına alınmaktadır. Karadeniz Rumlarını etkisiz hale getirmek için Anadolu içlerine nakledilmektedirler. Samsun bölgesindeki Rum köylerinden 2,500 tüfek ve bir milyondan fazla mermi ele geçirilmiştir.”

Merkez Ordusu kuvvetlendirilerek sayısı artırılmış ve 1922 yılının başlarından itibaren de Pontus ayaklamasının bastırılmasına geçilmiştir. Bunun için de bölgeye dağılan milli kuvvetler, asi Rum köylerini ve onların dayanağı olmuş yerleri birer birer taramaya başladı. Sonunda, Pontus hayali ile başlayan Rumlar’ın elebaşıları ve onların yardakçıları tamamen yok edildi. Bir çıban başı olarak senelerce etkinliğini sürdüren Rumlar’ın bu tutumu kökünden kaldırıldı. Bunun için de Merkez Ordusu’unca ele geçirilen çetelerden 10,886’sı kısmen affedildi. Orduya sığınmayıp direnen 11,188 Rum da öldürüldü. Anadolu içlerinde oturmak zorunda bırakılan Rum kadın ve çocukları da 1923 yılı başlarında vapurlara bindirilerek Yunanistana gönderildi. Böylece, Pontus hayalide sona ermiş oldu.
Sayfa Başı
4. Cumhuriyet Döneminde Samsunla İlgili Olarak Gerçekleşen Bazı Önemli Olaylar

  • <LI class=gen>Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktı. <LI class=gen>Mustafa Kemal Paşa 20 Eylül 1924’te tekrar Samsun’a geldi. <LI class=gen>Vezirköprü ilçesi Amasya ilinden ayrılarak Samsun’a bağlandı. <LI class=gen>Fransızların elinde bulunan sigara fabrikası Tekel’e devredildi. <LI class=gen>1927‘da Elektrik Şebekesi hizmete açıldı. <LI class=gen>1929‘da Samsun su şebekesine kavuştu. <LI class=gen>29 Ekim 1930 ‘da Gazi Kütüphanesi hizmete açıldı. <LI class=gen>1932‘de Samsun-Sivas demiryolu hizmete açıldı. <LI class=gen>1934’te Kavak bucağı, ilçe oldu. <LI class=gen>1944’te Alaçam bucağı ilçe oldu. <LI class=gen>1946’da Verem Savaş Dispanseri hizmete açıldı. <LI class=gen>1953’te SSK Hastanesi hizmete açıldı. <LI class=gen>1954’te Halk Eğitim Merkezi hizmete açıldı. <LI class=gen>1957’de Samsun Havalimanı hizmete açıldı. <LI class=gen>1959’da Kızılay Kan Merkezi kuruldu. <LI class=gen>1960’ta Samsun Limanı hizmete açıldı. <LI class=gen>1961’de Samsun Fuarı hizmete açıldı. <LI class=gen>1968’de Karadeniz Bakır İşletmeleri hizmete girdi. <LI class=gen>1970’de Samsun Azot fabrikası üretime başladı. <LI class=gen>1973’te Belediye sarayı hizmete açıldı. <LI class=gen>1979’da Samsun şehirlerarası tam otomatik telefon görüşmesine açıldı. <LI class=gen>1982’de 19 Mayıs Üniversitesi öğretime başladı. <LI class=gen>1993 de Samsun Büyük Şehir statüsünü aldı <LI class=gen>1996’da Samsun İçme ve Kullanma suyu projesi tamamlandı. <LI class=gen>1997’de Samsun Kalkınmada Öncelikli Yöre Statüsüne alındı. Uygulamaya Ocak 1998’de geçildi.
  • 1998’de Samsun-Çarşamba Uluslararası Havalimanı resmi olarak açıldı. 1999 Şubatında seferler başladı.

samsun ilçesi 19mayıs ve tarihi

Ocak 30th, 2011 Yorum Yok »

19 MayısTarihi samsun ilcesi 19mayis ve tarihi4efe44eaa9d63 samsun ilçesi 19mayıs ve tarihisamsun ilcesi 19mayis ve tarihi4efe44eacc804 samsun ilçesi 19mayıs ve tarihisamsun ilcesi 19mayis ve tarihi4efe44eaed367 samsun ilçesi 19mayıs ve tarihi samsun ilcesi 19mayis ve tarihi4efe44eb1daf8 samsun ilçesi 19mayıs ve tarihi samsun ilcesi 19mayis ve tarihi4efe44eb4440b samsun ilçesi 19mayıs ve tarihi Ondokuzmayıs İlçesinde Dağköy ve Yörükler beldeleri civarında yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö. ki yıllara ait yerleşmeler olduğu saptanmıştır. Dağköy’de ortaya çıkarılan mezarın M.Ö. 47 yılların ait olduğu sanılmaktadır. Yörükler beldesinde bulunan hamamın ise Cenevizliler ve Romalılar dönemine ait olduğu rivayet edilmektedir.
Milattan önceki yıllardan beri yerleşim yeri olarak kullanılmış ilçe toprakları Çelebi Mehmet Döneminde Osmanlı hakimiyetine giriyor. İlçenin ilk Türk ahalisi Orta Asyadan göç eden Türkmenlerdir. Daha sonra 93 harbi (1877-1878) sırasında Kafkasya ve Dağıstandan göç edenler yerleşmişlerdir. Yine Balkan Savaşları sonunda Avrupa’dan gelen Osmanlı Türkleri 1913 yıllarında 19 Mayıs’a gelerek çevre köylere yerleşmişlerdir. İlçeye Kurtuluş Savaşı sonrasında Selanikten mübadele yoluyla gelenler, Doğu Karadeniz’den gelenler, Alaçam’dan gelenler olmuştur.

samsun ilçesi alaçam ve tarihi

Ocak 30th, 2011 Yorum Yok »

AlaçamTarihi samsun ilcesi alacam ve tarihi4efe44d7bc61c samsun ilçesi alaçam ve tarihisamsun ilcesi alacam ve tarihi4efe44d7dd120 samsun ilçesi alaçam ve tarihisamsun ilcesi alacam ve tarihi4efe44d80b593 samsun ilçesi alaçam ve tarihi + samsun ilcesi alacam ve tarihi4efe44d8531de samsun ilçesi alaçam ve tarihi İlçe çok eski bir tarihe sahiptir. M.Ö. ki devirlerde Frigyalılar, Kimmiler, Mısırlılar, Lidyalılar ve Persler Alaçam’da hüküm sürmüşlerdir. M.Ö. 5. Asırda Orta Asya’dan gelen Miletliler oraya Zelikus adını vermişler. Miletlilerden sonra Bizansın eline geçen Zelikus daha sonra Danişmentlilerce zaptedilerek Tralköy adını almıştır. Selçuklular döneminde Tralköy adı Uluköy olarak değiştirilmiş, 1385′de İlhanlılar döneminde ise ilçe Alaçam adını almıştır.
Alaçam adının; kasabanın ortasında geçen Uluçay’ın kenarındaki Uluçam denilen büyük çam ağaçlarından geldiği ifade edilmektedir.
Alaçam Anadolu Beylikleri döneminde Eratna beyliğinin devamı olan Kadı Burhanettin tarafından ele geçirilmiş, ardından Candaroğulları ve İsfendiyaroğullarının hakimiyetine girmiştir.(1390)
1398′de ise Osmanlı egemenliğine giren Alaçam, Anadolu Türk Birliğinin bozulmasıyla 1402′de tekrar Candaroğullarının eline geçmiştir.
Çelebi Mehmet’in Canik bölgesinin ele geçirmesiyle Alaçam Osmanlı’nın olmuş ve bu hakimiyet II. Murat döneminde sağlamlaşmıştır.
Osmanlı’dan beri bir Türk kasabası olan Alaçam 1 Eylül 1944 tarihinde Samsun’un 8. İlçesi olmuştur

Side tarihi

Haziran 28th, 2010 Yorum Yok »

Side tarihi

Side Antalya-Alanya karayolunda, Manavgat`a 5 km. kala Side`ye ayrılan yola saparsak 4 km sonra Side`ye ulaşırız. 1 km. uzunluğunda ve 400 m. genişliğindeki bir yarımmada üzerine kurulan Side hakkında Strabon `İzmir yakınındaki Kymeliler tarafından kuruldu` diye bahsetmekte ise de yerli dilde `nar` anlamına gelen Side`nin daha eskiden varolduğu anlaşılmaktadır. Şehir, M.Ö. VI. yüzyılda Lydia`nm, M.Ö. 546`da Persler`in, M.Ö. 334`te İskender`in eline geçmiş, onun ölümünden sonra M.Ö. 301-218 yılları arasında güçlü bir donanmaya sahip Ptolemaiosların, M.Ö. 218`de de Seleukosların egemenliği altına girmiştir. Rodos`un ve Bergama Krallığı`nın desteklediği Romalılar ile Suriye Krallığı arasındaki deniz savaşı Side önlerinde olmuş, sonuçta Sidelilerin de Seleukoslarm yanında yer aldığı deniz savaşından Roma galip çıkmış, M.Ö. 188`de yapılan Apameia Antlaşması`na göre Pamphylia, Side ile beraber Bergama Krallığına verilmiştir. Ancak Side`nin önemi devam etmiş ve Side, Bergama Krallığı`nın egemenliğine hiçbir zaman girmemiştir. M.Ö. II. yüzyılda en parlak dönemini yaşayan kent, asrın sonunda korsanların eline geçmiş, M.Ö. 78`de Romalı Konsül Servilius tsauricus tarafından korsanların elinden kurtarılarak Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 25`te Augustus zamanında eyaletlerin düzenlenmesi sırasında Galatia eyaletine bağlanan Side, daha sonra Pamphylia eyaletinin bir şehri olarak M.S. III. yüzyıla kadar refah içinde yaşamıştır. Daha sonra dağlık bölgeden gelen kavimlerin saldırısına maruz kalmış, bu yüzden de M.S. IV.yüzyıl ortalarında şehri ikiye bölen iç surlar yaptırılmıştır. Kentin kuzeydoğu bölümü ise terkedilmiştir. Gittikçe fakirleşen ve parlak dönemini kaybeden Side V. ve VI. yüzyılda bir Piskoposluk Merkezi olmuştur. X. yüzyıldaki Arap akınlarından sonra ve korsanların Side`ye yerleşmesinden dolayı halkı Antalya`ya göç etmiş, şehir terk edilmiştir. 1895`lerde Girit`ten gelen Türk göçmenler yarımadanın ucuna yerleştirilmiş, zamanla bu köy büyüyerek tüm yarımadayı kaplar duruma gelmiştir. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel`in ölümüyle, Prof. Jale İnan`ın devam ettiği Side kazıları, onun ölümünden sonra bugün de devam etmekte ve restorasyon çalışmaları sürmektedir.

Anayoldan ayrıldıktan sonra şehri çeviren ve M.Ö. II. yüzyıla ait kara surlarının ana kapısından içeri girilir. Yanlardan iki kule ile korunmakta ve yarım daire şeklinde bir avlu oluşturmaktadır. Bu kapının karşısında, yol kenarında bulunan üç büyük nişli anıtsal çeşme M.S. II yüzyıla ait olup üç katlı ve muazzam bir süslemeye sahiptir ve çeşmenin bugün birinci kat kalıntıları görülmektedir. Eski Side`nin ana caddesi üzerinde ilerleyerek tiyatronun yanına kadar gitmek mümkündür. Yolun sağında, bugün müze olarak düzenlenen ve M.S. V. yüzyıla ait Roma hamamı yer alır. Burada kazılardan çıkan Hermes, Herakles ve Nike gibi oldukça sağlam ele geçen Roma Çağı`na ait nefis heykeller, büstler ve lahitler sergilenmektedir. Müzenin önünde, tiyatronun doğusunda yer alan geniş alan Side`nin Ticaret Agorası`dır. M.S. II. yüzyıla ait, 90.80×94.m. ölçüsünde, etrafı dükkânlarla çevrili, sütunlu portikolarla sınırlandırılmış agoranın ortasında, Tyche adına yapılmış, yuvarlak bir tapmak vardır. Agoranın kuzeybatı köşesindeki tuvalet iyi durumdadır. Deniz kenarındaki yapı, Side`nin Devlet Agorasıdır. Devlet Agorası, bir avlunun etrafını çevreleyen 7 m. genişliğindeki ion sütunlu koridorlar ile doğudaki üç büyük odadan oluşan, 69.20×88.50 m. ebadındaki bir yapı topluluğudur. Avlusu pazar yeri olarak kullanılan bu yapının şimdi ayakta kalan doğu kısmından anladığımıza göre, bu salon sütun ve heykellerle zengin bir şekilde süslenmişti. İki katlı olan yapının orta odasının törenlerde kullanılmak üzere imparatorlara tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Orta odanın iki yanındaki odalar ise kütüphane veya arşiv odası olarak kullanılmış olmalıdır. M.S. II. yüzyıla ait caddelerin yanları korint sütunlarıyla sınırlandırılmıştı. Güneye giden cadde şimdi otlarla kaplıdır. Bu yolun solunda M.S. V. yüzyıla ait Bizans bazilikası görülür.

Onun karşısında da M.S. VIII. yüzyıla ait küçük bir Bizans kilisesi vardır. Tiyatroyu görmek için geri dönüldüğünde anıtsal kapının yanındaki restorasyon görmüş Vespasianus Çeşmesi ile karşılaşılır. Bu yapı şehrin başka bir yerinden Vespasianus`a armağan olarak buraya getirilmiş ve çeşmeye çevrilmiştir. Bu alanda bundan başka iki çeşme kalıntısı daha vardır. Çeşmenin yanındaki anıtsal kapı, M.S. IV. yüzyılda kapatılarak küçük bir kapı haline sokulmuştur. Buradan geçtiğimizde Side`nin muazzam tiyatrosunu görme imkanını buluruz. M.S. II. yüzyıla ait tiyatro 20 m. boyunda, iki katlı, kemer tonozlu galeriler üzerine inşa edilmiştir. 15,000 kişilik tiyatronun sahne kısmı üç katlı olup burayı heykeller ve mitolojik tasvirli kabartmalar süslemekteydi. Oturma sıraları 12 merdivenle 11 bölüme ayrılmıştı. Alt kısımda 29, üst kısımda ise 25 merdiven bulunmaktaydı. Bugün ise sadece 22 merdiven kalmıştır. Geç Roma Devri`nde tiyatronun orkestra kısmı gladyatör dövüşleri ve vahşi hayvan mücadeleleri için korkuluklarla çevrilmiştir. Tiyatronun dışındaki galeride 14 dükkân ve beş giriş yeri bulunmaktadır. Tiyatronun yanında, yolun kenarında Dionysos Tapınağı yer alır. 7.23×17.55 m. ölçülerinde ve 65 cm.`lik bir podyum üzerine kurulan tapınak, Erken Roma Dönemine aittir. Tiyatronun yanında, köye doğru giden sütunlu cadde kıyıya kadar uzanmaktadır. Bu cadde takip edildiğinde yolun sağında Bizans bazilikası, solunda ise hamam kalıntıları ile Bizans Dönemi`nden kalma ev kalıntıları görülür. Caddenin meydanda sona erdiği yerde, deniz surları ile cadde arasında merdivenlerle çıkılan, M.S. III. yüzyıla ait, korint düzeninde ve yarım daire plânlı tapınağın Tanrı Men`e ait olduğu ileri sürülür. Tapınağın 2.20 m. yüksekliğindeki podyumu günümüze kadar gelebilmiştir. Bu tapmağın güneyinde bir Bizans çeşmesi yer almaktadır. Meydanın limana yakın tarafında, biri Athena`ya diğeri de Apollon`a ait iki tapınak bulunur.

Güneydeki M.S.II.yüzyıla ait Apollon tapınağı 16.37×29.50 m. ölçüsünde korint düzen indedir. Athena Tapınağı da aynı tarihli ve aynı düzende yapılmış olup 17.65×35 m. ölçüsündedir. M.S.V.yüzyılda bu tapınakların temelleri üzerine bir Bizans bazilikası inşa edilmiş, bunun da içine M.S.VII-IX. yüzyıllarda küçük bir kilise yapılmıştır. Tapınaklardan sonra bugün kumla dolmuş limana ulaşılır. Büyük limanın gerisinde, M.S. II. yüzyıla ait hamam kalıntıları bulunmaktadır. Side`nin nekropolü ise kara surlarının dışında yer alır. Batı nekropolü motellerin yoğun olduğu kısımdadır. Anıtsal mezarların yer aldığı doğu nekropolü ise kumsalın gerisinde bulunmaktadır.

Side tarihi

Tatil Kent

Tatil Rehberiniz

firma ekle

Web Analytics




Turizm ve Ulaşım Turistlik yerler