Reklam

Ynt: Boğazkale-Hattuşa

Aralık 11th, 2009 Yorum Yok »

Boğazkale – Hattuşa

Boğazköy ( Hattuşa ) Örenyeri, Çorum ilinin 82 km güneybatısında yer almakta olup, Ankara ya uzaklığı ise 200 km dir. Hitit devletinin eski çekirdek bölgesinin merkezinde bulunan Boğazköy ( Hattusa ) örenyeri ; Budaközü Çayı vadisinin güney ucunda, ovadan 300 m. yükseklikteki sayısız kaya kütleleri ve dağ yamaçlarının bölünmesiyle çevrili olarak kuzey ve batıda derin yamaçlarla sınırlandırılmıştır.Şehir kuzeye doğru açık olup, kuzey kısmı dışında diğer kısımları surla çevrilidir.

Hattuşa 1986 yılından beri , Türkiye de UNESCO nun Dünya Kültür Mirası Listesine alınmış dokuz noktadan biridir. Ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren yine UNESCO nun `Dünya Belleği Listesi`nde yer almaktadır.

Hattuşa nın keşfi 1834 yılında Fransız mimar Charles Texier tarafından yapılmış ve dünyaya tanıtılmıştır. Bu buluş aslında yalnızca Hattuşa nın keşfi değil, tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da algılanabilir.1893-94 de Ernest Chantre nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadarki dönemde pek çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa yı ziyaret eder. Muze-i Humayun müdürü Osman Hamdi Bey, 1906 da müzesi adına Makridi nin sorumluluğunda Boğazköy kazılarını başlatmış, zamanın çivi yazısı uzmanı Assiriyolog Hugo Winckler i de kazı heyetine alarak, burasının Hitit Başkenti Hattuşa olduğunu tespit ederler. 1931-1939 yılları arasında ve 2.Dünya savaşı nedeniyle verilen aradan sonra 1952 de yeniden başlatılan kazılar kesintisiz olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir.

Antik Kapadokya bölgesinin kuzey sınırına yakın bir yerde bulunan ve arkeolojik kazılarla gün ışığına çıkartılıp restore edilen ve açık hava müzesi niteliğindeki ziyaret edilebilen Hititlerin başkenti Hattuşa-Boğazköy deki kalıntılar, Boğazköy Tarihi Milli Park ın temelini oluşturmaktadır. Yüz yıldır sürdürülen kazı ve araştırmalar Hattuşa-Boğazköy çevresindeki en erken yerleşmenin Kalkolotik çağda (M.Ö. 6000) olduğunu ortaya koymuştur. Eski Tunç Çağında da sürekli yerleşmenin görüldüğü Hattuşa da bu dönemi Asur Ticaret Koloni devri izler. Yazılı belgelere göre M.Ö. 2. binin başlarında Kuşar lı Anitta Hattuşa Kralı Pijusti yi yenip şehri tahrip eder ve şehri lanetler. Anitta nın lanetine rağmen şehir M.Ö. 1600/1650 yıllarında Hitit Kralı 1. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir. Hititlerin M.Ö.1200 de şehri çeşitli nedenlerle terk etmesiyle burada Erken Demir Çağı (Karanlık Çağ) başlar. Bu dönemi M.Ö. 9.yüzyılda Frig Çağı daha sonra Helenistik, Galat ve Roma/Bizans çağları takip eder.

Hitit imparatorluk döneminde, yani M.Ö. 14. ve 13. yy da şehir yaklaşık 6 km uzunluğunda bir surla çevrilmiştir. Daha geç bir imar evresinde bu surların önüne ikinci bir duvar daha örülerek, kent daha sıkı bir savunmaya alınmıştır. Bu yeni sur üzerinde bulunan, anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam durumda gelmiştir. Güney batıda, dış yüzünde aslan yontuları bulunan Aslanlı Kapı yla , iç yüzünde, silahlı tanrının görkemli şekikde betimlendiği Kral Kapı, bunların en önemlileridir. Kentin güney ucundaki Yer Kapı nın da özel bir rolü olmalıdır. Burada 30 m yüksekliğinde, 80 m genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer alır. Tam bu kapının altında, Hattuşa nın bugün içinden geçilebilen tek poterni vardır. 71 m uzunluğunda ve 3 metre yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır.

Şehirde ayakta kalmış, izlenebilen yapıların büyük bölümü, surlar gibi, M.Ö. 13 yy dan kalmadır.Kraliyet yapılarının yer aldığı Büyükkale de direkli galerilerleçevrili avlular, konutlar, depo binaları ve büyük bir kabul salonuyla, büyük bir saraya ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.

Hitit metinlerinde sık sık Hattuşa Ülkesinin bin tanrısındanâ? söz edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu imparatorluk ve kült (dini)başkenti Hattuşa da kendilerine bir tapınım yeri edinebilmişlerdir.Başkent Hattuşa da bu güne kadar 31 yapı, tapınak olarak tanımlanmıştır. Hattuşa nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınak, Aşağı şehirdeki konutların ortasında tek tapınak olarak yükselir. İki kült odası olduğu için tapınak, imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan Hava Tanrısı ile Arinna nın Güneş Tanrıçasına adanmış olmalıdır.

Hattuşa da son yıllarda yapılan kazıların ağırlık noktasını şehrin, hatta Hitit Devletinin ekonomisine ışık tutan kazılar oluşturmuştur. İmparatorluk döneminde, M.Ö. 13 yy da kentin kuzeydoğusunda yükselen Büyükkaya sırtında çok büyük boyutlarda, sayıları 11 i bulan yer altı siloları bulunmuştur.

Hitit İmparatorluğu nun M.Ö. 1200 yıllarından hemen sonra yıkılmasıyla Anadolu Tunç Çağları da sona erer. Bununla beraber, Hattuşa şehrinin arazisinin yerleşim tarihi devam eder. M.Ö. 12 yy ın başlarında, Erken Demir Çağına tarihlenen yeni yerleşme, Frig etkilerini yansıtan bir taşra kasabasına dönüşüp büyümeye başlaması, ancak M.Ö. 8.yy da gerçekleşir.Yerleşim Pers döneminde de devam etmiştir.Helen/Galat ve Roma / Bizans a ait yerleşme ve tahkimat izleri de görülmektedir. Bir Türkmen aşireti nin 16 yy da burada yerleşmesiyle bugünkü Boğazkale kurulmuştur.Eski adı Boğazköy olan bu yerleşme, Hititler in başkentine de adını vermiştir.

Boğazkale – Yazılıkaya

Hattuşa-Boğazköy ün 1.5 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. Hattuşa nın en büyük ve etkileyici olan kutsal mekanı, şehrin biraz dışında yer alan, yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya tapınağıdır.Tapınak ta 90 dan fazla tanrı, tanrıça,hayvan ve hayal ürünü yaratıklar kaya yüzeyine işlenmiştir.

Tanrı ve tanrıça dizileri olasılıkla, imparatorluk pantconunun baş tanrıları olan Hava Tanrısı ve Güneş Tanrıçası nın maiyetini oluşturuyordu. Bu yorum sonucunda; Yazılıkaya Yeni yıl şenlikleri eviâ? olarak tanımlanabilir.

Hitit kült metinlerine göre yeni yıl ve ilkbahar törenlerinde bir araya gelen tüm tanrılar “Hava Tanrısı nın Evi nde“ toplanırlardı. Bu şenlikte kentin diğer tüm tapınak-larından tanrı heykellerinin törensel bir alayla Yazılıkaya ya taşınmış olabileceği düşünülmektedir.

Yazılıkaya A Odası nda kayaya işlenmiş kabartma figürlerin özel bir düzeni ve tertibi vardır. Burada sol kaya yüzeyinde ikisi dışında yalnız tanrılar, buna karşın sağ tarafta da yalnız tanrıçalar betimlenmiştir. Ana sahnede Hava Tanrısı ile eşi Güneş tanrıçası ve ortak çocuklarının karşılaşması tasvir edilmiştir. Ana sahnenin karşısındaki duvarda daha büyük boyutlarda büyük Kral lll/lV. Tudhalia betimlenmiştir. Kral Güneş Tanrısı nın törensel kıyafetinde, elinde egemenlik sembolü olan ucu kıvrık asa tutar durumda, iki tepe üzerinde tasvir edilmiştir. Bu kutsal alanın bu kral tarafından yaptırıldığı, ya da son şeklini ebedileştirmek istediği sanılmaktadır.

B odasındaki kabartmalar ana odadaki gibi kuşaklar halinde değildir; yan duvarlara dört bağımsız figür işlenmiştir. A odası nın başlangıcında tanrılar geçidinde de tasvir edilen ve orak biçimli kılıç taşıyan On İki Tanrı ve “Kılıç Tanrısı“ Nergal, öbür dünya ile ilişki kuran yer altı tanrıları anlamında olmalıdır. Büyük Kral lll/lV. Tudhalia nın koruyucu tanrısı olan Şarruma, krala sarılmış ve ona yol gösteren bir durumda tasvir edilmiştir. Büyük Kral lll/lV. Tudhalia nın hiyeroglifle yazılı ismi, B odasının sağ duvarının ön tarafında bir defa daha yer almaktadır. Hemen yakının da ise bir heykel kaidesi olabilecek taş blok durmaktadır. Olasılıkla burada kralın bir heykeli bulunuyordu. Çünkü Tudhalia nın oğlu ll. Şuppiluliuma nın babası için anılacağı bir yer, bir Ebedi Hegurâ? yaptırdığı ve içine heykelini koydurduğu çivi yazılı bir tablette anlatılmaktadır.

Hitit Uygarlığının Diğer Önemli Merkezleri

Alacahöyük

Ortaköy-Şapinuva

Eskiyapar

Sungurlu-Yörüklü

Ynt: Boğazkale-Hattuşa

Ynt: Hasankeyf

Aralık 11th, 2009 Yorum Yok »

Hasankeyf Kalesi:Tarihi kayıtlara göre 4. yüzyıl ortalarında Bizanslılar tarafından kurulmuştur.Daha sonraki dönemlerde de korunma özelliğinden dolayı, Hasankeyf`in en önemli yerleşim birimini oluşturmuştur.Kalede yüzlerce iskan yerinin yanında Büyük Saray, Küçük Saray, Ulu Cami gibi tarihi eserler yer almaktadır.

Kale Kapısı:Kaleye çıkan doğudaki merdivenin yolun başında yer almaktadır. Üzerindeki kitabeden Eyyubilere ait olduğu anlaşılmaktadır. Yolun üst kısmında yer alan diğer kapı ise kısmen yıkılmıştır.

Köprü:Ortaçağın en büyük taş köprüsüdür. Kesin olmamakla beraber Artuklular tarafından 12. yüzyılda yapıldığı söylenmektedir.

Büyük Saray:Kalenin kuzeyinde yer alan ve göçükler altında kalan sarayın kitabesi olmadığından kesin olarak ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Yapının özelliklerinden Artuklu eseri olduğu tahmin edilmektedir.

Camiler

Kaledeki Ulu Cami:Eyyubiler döneminde 14. yüzyılın ilk yarısında antik bir yapının kalıntıları üzerinde yapılmış, ancak sonraki dönemlerde de tamir gördüğü, değişikliklere uğradığı, üzerindeki kitabelerden anlaşılmaktadır.

El-Rızk Camii:Eyyubi Sultan Süleyman tarafından 1409 yılında yapılmış. Ancak günümüze sadece minaresi ve portal kapının yer aldığı kuzey cephesi kısmen ulaşabilmiştir. Minarenin üzerindeki yazılar, bitkisel süslemeler, minarenin iki yollu olması ve portal kapıdaki yazılar hayranlık verecek derecede güzeldir.

Koç Camii:Eyyubilere ait olduğu tahmin edilmektedir. Etrafındaki yapı kalıntılarından bir külliyenin içinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

Kızlar Camii:Koç Camii`nin doğusunda yer almaktadır. Dört köşesinde birer anıt mezar olduğundan yapının bir anıt mezar olduğu bilinmektedir. Sadece kuzeydoğu köşesindeki mezar günümüze ulaşmıştır. Yapının kuzey cephesindeki süslemelerden yapının muhteşem olduğu tahmin edilmektedir.

Türbeler

Hasankeyf`te yer alan türbeler İmam Abdullah Türbesi ve Zeynel Bey Türbesidir.

Ynt: Hasankeyf

Ynt: Alanya

Aralık 11th, 2009 Yorum Yok »

Kale ve Kuleler

Alanya Kalesi:  Alanya Kalesi zamanımıza kadar korunan tek Selçuklu kalesidir. 1225 yılında Roma Kale kalıntılarının yerine Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yeni bir kale yaptırılmıştır. 83 kule ve 140 burca sahip , üç sıra surlarla çevrili olan kale bütün  olarak iç ve dış kale bölümlerinden oluşur. Aya Yorgi Kilisesi, Kanuni Sultan Süleyman Camii, Akşabe Sultan Türbesi Selçuklu Hamamı, Arasta, Bedesten, Sitti Zeynep Türbesi, Sultan Alaaddin Sarayı, irili ufaklı sarnıçlar, deniz feneri ve zindandan  oluşan kale bir tarih hazinesidir.

Kızıl Kule:  Adını alt ve üst kısımlardaki kesme taşlardan alan Kızıl Kule 1226 yılında yapılmıştır. Bugün bile sapasağlam ayakta duran kulenin doğu cephesi ile batı cephesi arasındaki oturduğu yerin konumu nedeniyle, 2m.lik bir yükseklik farkı vardır. Sekizgen  şeklindeki kule beş katlıdır. Zemin katın ortasından yukarı doğru, beşinci kata kadar yükselen bir bölüm bulunmaktadır. Su sarnıcı görevini üstlenen bu bölüm kulenin omurgası durumundadır. Zemin kat etnografik müze olarak hizmet vermektedir.

Antik Kentler

Leartis-Learti (Mahmutlar Harabeleri): Büyük ören yada büyük kilise diye de adlandırılan bu yer ilçenin kıyı boylarındaki irili ufaklı tepelerin yamaçlarında kurulmuştur. İlçe merkezine 22 km. uzaklıktaki kentte kiliseler, hamamlar, sarnıçlar, iskan merkezleri, küçük bir stadyum tiyatro, sütunlu caddeler ve tapınakar mevcuttur.

Syedra Harabeleri: Syedra Kenti M.Ö. 3. yy. da, bugünkü Kargacı ve Seki köylerinin sınır oluşturduğu bir tepede kurulmuştur. Tepe üstündeki bölümün kentin merkezi olduğu bilinen Syedra ve yöresinde bulunan kitabelerden kentin Roma kalıntısı olduğu anlaşılmaktadır. Kentin  anıtsal giriş kapısının lentosu hala sağlamdır. Sütunlu caddenin iki yanında, çeşitli amaçlarla yapılmış tarihi eserler ve mozaikler görülür. Şehrin içinde muhtemelen su deposu olarak kullanılmış üç havuz vardır.

Lotape (Aytap) Liman Kenti: Aytap Alanya`nın 30 km. doğusundadır. Bugünkü Akdeniz kıyı yolu bu Roma kentinin ortasından geçmektedir. Kral Antichus`un karısı Iotape`ın anısına kente bu adı verdiği bilinmektedir. Kentin 50-100 m. boyutlarında bir limanı vardır. Yarımada şeklinde  oldukça yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş kalesine oldukça zor çıkılmasına karşın görülen manzara tüm yorgunlukları unutturacak güzelliktedir. Iotape kentinin antik caddesi, hamamı, kilisesi, nekropol ve akropolü çevrede bulunan değer antik kentler içinde en iyi ayakta kalanlarıdır. Tek odalı, üstü kapalı mezar odaları da kentin antik kalıntıları içindedir.

Selçuklu Tersanesi: 1228 yılında yaptırılan tersane 56,5 m. uzunluğunda , 44 m. derinliğinde ve 5 gözlüdür. Tersane güneyden gelebilecek tehlikelere karşı, iki katlı, iki odalı bir kule ile güçlendirilmiştir.

Camiler

Süleymaniye (Kale) Cami: Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan caminin 16. yy. da bir Selçuklu tapınağının üzerine inşa edildiği bilinmektedir. Kapı ve pencerelerdeki ağaç bölümler Osmanlı ağaç işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir.

Emir Bedrüddin Cami: Günümüzde Andızlı Cami olarak bilinen cami adını hemen yanındaki andız ağacından almıştır. 1227 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılan caminin yanında kesme taşlardan yapılma çok yüksek olmayan minaresi yer alır. Minberi oymacılık sanatının en güzel örneklerindendir.

Akşebe Sultan Mescidi: Akşaba Sultan Alanya kalesinin ilk kumandanlarındandır. Mescit kendisi tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Batısında kendine özgü mimarisi olan bir minare vardır.

Kervansaraylar

Alara Han: Alanya-Manavgat sınırını oluşturan Alara Çayı`nın denizden 9 km. kuzey yönünde inşa edilmiştir. Alanya` ya 35 km. uzakta olan Alara Kervansarayı 1232 yılında Sultan Alaaddin Keykubat tarafından 2000 m² lik bir alanda tamamen kesme taşlardan yapılmıştır.  Nöbetçi Kulübesi, bugün bile tüm özelliğini koruyan çeşmesi, mescidi ve hamamı ile görülmeye değer bir eserdir.

Şarapsa Kervansarayı: Alanya – Antalya asfaltının 15. km. sinde yolun üst kısmındaki yaklaşık 850 m² lik bir alan üzerinde, Sultan Alaaddin Keykubat`ın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1236 – 1246 yılları arasında yaptırılmıştır.

Mağaralar

Damlataş Mağarası
Büyük Dipsiz Mağarası
Çimeniçi Mağarası
Dim Mağarası
Beldibi Mağarası
Derya Mağarası

Diğer Önemli Mağaralar

Hasbahçe Mağarası: İlçenin Küçük Hasbahçe mahallesi iniş dibi mevkiinde, kente 4 km. uzaklıktadır. Damlataş Mağarasından birkaç misli büyük olan mağarada derinlemesine bir araştırma yapılmadığı için fazla bir bilgi yoktur.

Kadı İni Mağarası: İlçe merkezinin 15 km. kadar kuzeydoğu istikametinde, Çatak mevki denilen yerde bulunmaktadır. Çevrede bulunan piknik yerleri yöreye ayrı bir canlılık vermektedir.

Korsanlar Mağarası: Korsanlar Mağarası eskiden etrafa korku saçan korsanların soygunlardan elde ettikleri malları depoladıkları ve kaçırdıkları kızları tuttukları yer olarak ün salmıştır. Mağara tahminen 10 m. genişliğinde 5-6 m yüksekliğinde olan ağız kısmı teknelerin  rahatlıkla içeri girmesine olanak sağlar. İçeride cami kubbesi gibi insanın üzerini örten rengarenk taşları ve kuzeye uzanan karanlığı görmek mümkündür.

Aşıklar Mağarası: Aşıklar Mağarasının kapısı deniz yüzeyinden iki metre yükseklikte ve insanın girebileceği büyüklüktedir. Bu kapı sarkıt, dikit ve sütunlarla süslenmiştir.

Fosforlu Mağara: Korsanlar Mağarasına benzer bir görünüme sahip olan Fosforlu Mağaranın kapısı teknenin içeri girmesine olanak sağlayacak büyüklüktedir. Deniz dibinde oluşan renkler görülmeye değer.

Plajlar

Çoğu tatil yörelerinden farklı olarak, Alanya`nın merkezinde de plajlar bulunmaktadır. Alanya`nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek içim ideal bir yerdir. Alanya`nın yaklaşık 25 km. batısında yer alan Avsallar  kumsalları ile güzel bir tatil merkezidir. Alanya`dan doğuya, Gazipaşa`ya doğru gidilecek olursanız karşınıza mükemmel kumsallar çıkacaktır. Tarihi bir liman olan Alanya`nın 30 km. doğusundaki Aytap, Roma kalıntıları korunmuş plaj ve koyları önemli bir gezi noktasıdır.

Sportif Etkinlikler

Rafting: Bölgede rafting sporuna en elverişli nehir, ilçenin 6 km. doğusunda denize dökülen Dimçay nehridir. Bu nehir üzerinde bulunan, Alanya`nın 20 km. kuzeydoğusundaki `Alraft Tesisleri`nde bu sporu yapmak mümkündür. Dağ Sporları: İlçede son zamanlarda trekking ve amatör dağcılığa elverişli olan, başta Akdağ (2451 m.) ve Cebelireis Dağı (1649 m.) olmak üzere gelişme göstermeye başlamıştır. Akdağ, bu amaca uygun olarak Turizm Bakanlığınca Kış Sporları Turizm Merkezi ilan edilmiştir.

Alanya Triatlonu: Her yıl Ekim ayı içinde düzenlenen, uluslar arası düzeydeki bu sportif etkinlikler 1991 yılında başlamıştır. Eurosport TV tarafından dünyaya yayınlanmakta olan bu etkinlik yüzme, bisiklet, koşu şeklinde ara verilmeden yapılır.

Avcılık: Bölge iklimi, coğrafyası ve bitki örtüsü nedeniyle önemli ölçüde av hayvanları potansiyeline sahiptir. Sayısı oldukça azalan geyiğin korunması amacı ile avlanması yasaklanmış olup yaban keçilerinin avı ise kontrollü bir şekilde yapılmaktadır.Alanya  sınırları içinde hemen her türlü balığı tutmak mümkündür.

Kamping: Alanya ve çevresinde pek çok Kamping ve Oto karavan ile kamp yapma olanağı bulunmaktadır.

Ynt: Alanya

Ynt: Marmaris

Aralık 11th, 2009 Yorum Yok »

Marmaris Kalesi: Ionyalılar tarafından yapıldığı öne sürülen kale, Büyük İskender döneminde onarımdan geçirilmiş olup, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Rodos seferi sırasında (1522) büyük çapta genişletilip onarımdan geçmiştir. Kaleden gündüz ve gece olağanüstü bir Marmaris panaromasını seyretmek mümkündür.

Taşhan ve Kemerli Köprü: İskelebaşı semtindeki Taşhan (Muğla yolu 10 km.), kagir kemerli köprüsü ile birlikte kitabesine göre Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır.

Antik Kentler

Physkos: Antik Caria bölgesinin önemli bir liman kenti olan Physkos`un kalıntılarını Marmaris`in kuzeyindeki Asar tepesinde görmek mümkündür. Bu kalıntılar (Akropol) üzerinde sur duvarları günümüze kadar varlıklarını korumuşlardır.

Loryma (Bozukkale): Bozburun yarımadasını güney – batı ucundaki Bozuk koyunda önceleri Oplosika (tophane) bükü adıyla bilinen bölgede, Rodos demelerinden Kasara`ya bağlı olan Loryma kasabası kurulmuştu. Yerleşim alanındaki en etkileyici yapı, koy girişine bakan Burunbaşı üzerinde bulunan iyi korunmuş berkitmedir. Düzgün kesme taş duvarcılığı ile örülen bu Rodos adasının kenarlarında dokuz dikdörtgen kule vardır. Bugün bunlardan yalnızca kuzeydeki çıkma kule görülebilmektedir.

Amos: Antik Amos harabelerine Kumlubük koyunun kuzeybatısından, dik sahilin güneyindeki Asarcık denilen tepeden ulaşmak mümkündür. Amos, bir tepe üstünde yer alan tiyatro, tapınak ve bazı heykel kaidelerden oluşur.

Amos`un çevresi aynı dönemden kalma bir surla çevrilidir. Rodos karşı yakasındaki üç tiyatrodan ikincisi olan Amos tiyatrosu bugün oldukça iyi durumdadır. Oturma yerleri, yan duvar ve sahne evinin üç odasını ayırt etmek mümkündür. Prof. E. Bean bölgede yaptığı kazılarda (1948) İ.Ö 200 civarına ait üç ayrı kira sözleşmesinin koşullarını ele alan dört yazıt parçasını ortaya çıkardı.

Cedrae: (Kleopatra veya şehir adaları) Saray adası (Kleopatra Adası) Orta Ada ve Küçük Ada olmak üzere üç adadan müteşekkil olan Şehir Adalarından Saray Adasında Roma çağından kalma eski Cedrae ören yeri bulunmaktadır. Uzaklardan surların kalıntıları kolayca seçilebilir.

Adanın kuzeybatı yanındaki küçük koyda halk arasında Kleopatra`nın yüzdüğü rivayet edilen çok ilginç bir plaj vardır. Efsaneye göre bu küçük koy Kleopatra ile Mark Antonius`un denize girdikleri yer olup, buranın kumu Antonius tarafından Kuzey Afrika`dan gemilerle getirilmiştir. Söylendiğine göre bu cins kum bugün yalnızca Mısır`da görülebilmektedir.

Saray adasının doğu kısmında surlarla çevrili yapı kalıntıları Roma döneminden kalmadır. En iyi durumda olan Küçük Tiyatro binasıdır. Dor`lara ait Apollon tapınağının temelleri üzerinde sonraki yüzyıllarda bir Hıristiyan bazilikası inşa edilmiştir. Saray adasının batı kesiminde bir Agora bulunmaktadır. Bir takım kitabelerden bu bölgede Apollon`un onuruna atletizm festivallerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Küçük adasındaki nekropolün kalıntıları diğer buluntular ile sütün kabartmaları Ada`da görülebilir.

Hydas: Erine – Bybassios yol güzergahı üzerinde Marmaris`e 35km. uzaklıkta bulunan Hydas`da sur kalıntıları, bu kalıntıların güneyinde kare planlı bir mezar anıtı yer almaktadır. Hydas`a 3 km. uzaklıkta, sahilde bir gözetleme burcu ve bu burç üzerinde birkaç mezar bulunmaktadır. Antik Hydas kasabası, Bozburun yarımadasının kuzeyindeki Selimiye koyundaki (Kamışlı Koy) kurulmuştur.

Erine: Marmaris`in güneybatısında Datça`ya uzanan yolun 20. km.sinde güneye Bozburun yönüne dönüldüğünde 2 km.lik asfalt yolla Hisarönü köyüne ulaşılmaktadır. Antik ören yerine buradan 3 km.lik stabilize orman yolu ile gidilir. Erine`de, Roma dönemine ait kalıntılar bulunmaktadır.

Castabus (Pazarlık): Bu antik ören yeri Hisarlık köyü yakınlarındaki Pazarlık mevkiindedir. Eren dağındaki bu kutsal yere Hisarönü ovasından bir saatlik tırmanışla ulaşılabilir. Tapınak kendisi için yapılan platformun üzerinde yer alır. İ.Ö. 4. yüzyıldan kalma Ion düzenindeki yapı, ayrıca Dor öğeleri de taşımaktadır. Platform üzerinde, tapınak temeli görülebilir. Platformu destekleyen göz alıcı duvarlar günümüze kadar varlığını sürdürebilmişlerdir. Güneydeki alanda yer alan yıkık tiyatro, tapınakla birlikte bölgede tanımlanabilen tek yapıdır.

Saranda (Söğüt): Marmaris`e 45km. uzaklıkta, bugünkü Söğüt köyü yakınındadır. Roma ve Bizans dönemlerinde kesintisiz olarak bir yerleşim birimi olma özelliğini sürdüren Saranda geç Bizans dönemine ait birkaç yapı kalıntısına rastlanmamaktadır.

Bybassios : Erine yolu üzerinde, Bozburun yönüne devam edildiğinde Bybassios antik kentinin kalıntıları ile karşılaşılır. Bugünkü Orhaniye köyü, kalıntıların bulunduğu tepenin yamacına kurulmuştur. Kentin sur kalıntıları orman içinde dağınık bir arazide yer almaktadır.

Euthenna (Altınsivrisi): Cedrai -Marmaris çizgisinin batısında kalan bölgede, antik çağda Rodos`a bağlı iki önemli kasaba bulunmaktadır. Yerleşim alanını çeviren berkitme sur oldukça iyi durumdadır. Kıyıda ise, boraj kesme taş duvarı tarzı ile örülen antik iskelenin bir uzantısı ile karşılaşılır. Bu ören yerine Karacasöğüt köyü yolundan gidilebilir.

Türbeler ve Camiler

Sarıana Türbesi: Türbe, Sarıana mahallesinde, şehre kuzeydoğudan kuşbakışı bakan bir konumdadır. Yanında yeni bir cami bulunmaktadır. Kanuni Rodos seferine çıkmadan önce kehanetleriyle ünlü Fatma Anayı (Sarıana) burada ziyaret eder. Olumlu yanıt aldıktan sonra Rodos kuşatmasına başlar. Marmaris`ten hareketinden önce, binlerce Osmanlı askeri Sarıana`nın ineğinden sağılan sütle kahvaltı yaparak sefere çıkar.

İbrahim Ağa Cami: İbrahim Ağa tarafından 1789 yılında Kemeraltı mahallesinde yaptırılmıştır. Üzerindeki büyük kubbe mimari açıdan dikkati çeker.

Plajlar

Cennet Adası: Marmaris e 30 dakikalık bir yolculuk ile ulaşılabilen ada, aslında bir yarımada olup tamamen ormanlarla kaplıdır. Pansiyon ve lokanta gibi hizmet birimlerinin mevcut olduğu Cennet Adası sezon boyu tur teknelerinin uğrak yeri olup yüzme ve eğlence için elverişli bir bölgedir.

Fosforlu Mağara: Turunç ve Kumlubük e tur teknelerinin uğrak yeri olan bu doğal mağara, akvaryumu andıran yeşil ve turkuvaz renkli sularda yüzme imkanı sağlamaktadır.

İçmeler: İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan İçmeler, turistik tesisleri, plajı ve eğlence yerleri ile sayılı turistik beldelerimizden biri olmasının yanında hazım sistemine iyi gelen içme suyu ile de dikkat çekmektedir.

 

Turunç: Marmaris e 21 km. uzaklıktaki Turunç köyüne hem deniz yolu hem de karayolu ile ulaşabilmek mümkündür. Eski bir balıkçı kasabası olduğu bilinen köy günümüzde her türlü konfora sahip turistik tesisleri, pansiyonları ve çardak lokantaları ile yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.

Kumlubük: Turunç tan 6 km lik bir yolla ulaşılan Kumlubük e Marmaris ten deniz yolu ile de ulaşabilmek mümkündür. Yeşil ile mavinin iç içe girdiği yöre, temiz denizi ve harika kumu ile bölgenin en gözde plajlarından biridir.

Çiftlik: Deniz yolu ile 2 saatlik bir yolculukla gidilebilen Çiftlik köyüne ayrıca Bakır köyü üzerinden de ulaşabilmek mümkündür. İri kumlu plajı ve çardak lokantaları ile bilhassa yatçıların konaklamak için seçtikleri bir koydur. Koyun içinde küçük bir adası bulunan köy, jeep türü araçlar ile safari turu yapanlar tarafından da tercih edilmektedir.

Günnücek: Marmaris e 2 km. uzaklıkta bulunan Günnücek te dünyada eşi çok az görülen günlük (Liquidamber orientalis) ormanı bulunmaktadır. Bu ağaçlardan elde edilen sığla yağı ilaç ve parfümeri sanayinde kullanılmaktadır.

Yalancı Boğaz: İlçeye 8 km. uzaklıkta bulunan bu kara parçası, bir gemi kaptanının fırtınalı bir havada burayı körfeze açılan boğaz zannedip gemisini karaya oturtmasından sonra Yalancı Boğazâ? adını almıştır. Ağaç yapımı Gulet tersanelerinin bulunduğu bu yöre mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisidir.

Mesire Yerleri

Turgut (Şelale): Marmaris`ten 35 km. uzaklıkta bulunan Turgut köyü yolundan 15 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilen şelalenin suyu 10 metre yükseklikten akmaktadır.

Bozburun: Marmaris`in 50 km. Batısında kalan köy otobüslerin mutlaka mola verdikleri, çam, çiçek ve kekik balı ile ünlü bir köyümüzdür. Ülkemizin abide ağaçlarından birisi olan yaklaşık 1000 yıllık ulu bir ağaç bulunmaktadır.Köyde, 26 Ekim-28 Ekim tarihleri arasında Uluslararası Bozburun Gulet Festivali kutlanmaktadır.

Yatçılık

Doğal bir liman olan Marmaris Körfezi 1100 kapasiteli üç marina ve 1200 yat kapasiteli 9 yat çekek yerine sahiptir.
Mavi yolculuğun odak noktasında bulunan yörede yat turizmini geliştirmek amacıyla çeşitli festivaller düzenlenmektedir.
Uluslararası Yat Festivali ve Uluslararası Marmaris Yat Yarışlarını yörenin belli başlı etkinlikleri arasında sayabiliriz.

Ynt: Marmaris

Tatil Kent

Tatil Rehberiniz

firma ekle

Web Analytics




Turizm ve Ulaşım Turistlik yerler