Tatil Kent

Tatil Rehberiniz

ALANYA

ALANYA : Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır. Alanya`nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.

Alanya KalesiAlanya nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax dır Bu dönemde bölge Anadolu nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.

AlanyaBölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış,akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7.yüzyıla tarihlenmektedir.

Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart ı 1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray yaptırmıştır.Selçuklu lar başkent Konya nın yanısıra Alanya yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

Dim çayı1243 deki Moğol saldırıları 1277 de Mısır Memlüklerinin Anadolu ya girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır. Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864 yılında ise,Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya ya bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur

ALANYA

GAZİPAŞA

GAZİPAŞA : Gazipaşa`nın bilinmeyen veya tahmin edilen tarihi, tarihi perspektif içerisinde oldukça derinlere uzanmaktadır. Ana hatlarıyla bu tarihsel serüveni İ.Ö.2000`lerde başlar.

Hititlerin bir kolu olan Luviler yine Hititlerin Kizzuvatna (Çukurova bölgesi) ve Arzava (Antalya yöresi) ülkeleri diye adlandırdıkları bölgede yaşamışlardır. Gazipaşa`da
bu bölge içinde kalması nedeniyle ilçemizin tarihi yolculuğa Luvilerle-Hititlerle başlamış olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Karatepe (Sivaslı) civarındaki harabaler içinde yer alan aslan kalıntıları bu bilgiler doğrular niteliktedir.

Gazipaşa`nın tarihsel yolculuğu içindeki önemli bir kilometre taşı da İ.Ö. 628 yıllarıdır. Selinus adıyla tarihte iki kent mevcuttur. Sicilya`da Yunanlı Mağara-Hyblaia halkı tarafından bu tarihte bir site devleti olarak kurulan Selinus, diğeri Anadolu`nun güneyindeki Selinus. Kilikya Bölgesi`nde ve Hacımusa (Kestros) Çayının iki yakasında kurulmuş liman kentidir. Kalesi ise şimdiki kale kalıntılarının bulunduğu yerde olup o zamanlar ada konumunda idi. Buradan başta Mısır olmak üzere, o günün ticaret merkezleri ile deniz ticareti yapılmakta idi.
Yunan yönetiminden İ.Ö. I97`de Antiokhos dolayısıyla Roma egemenliğine geçen kente İ.S. 1.yy`da Akdeniz kıyılarının doğu seferine çıkan Roma Kralı Trayan hastalanarak Selinus limanına gelmiş ve bir tüccarın evine konuk olmuş, daha sonra iyileşmeyerek burada ölmüştür. Yerine tahta geçecek olan Hadrianus, Selinus` a gelerek cenazeyi Roma` ya götürmüş, anısmada bir mezar yaptırmıştır. Bu nedenle de Selinus`un bir süre Traianapolis adıyla anıldığı Hıristiyanlık döneminde ise Seleukeia-Silifke Başpiskoposluğu`na bağlı Piskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir. M.Ö. I. yy. da başlayan Roma imparatorluğu dönemi, bu devletin Anadolu sınırları içinde bulunan Gazipaşa`da VI. yy`a kadar devam etmiştir. M.S. VI. yy`den başlarak Güney Akdeniz Bizans İmparatorluğu`nun egemenliğine girmiş, bu yeni dönemde Gazipaşa, Antalya ve Alanya ile birlikte Pamfilya nün Türkleşmesi süreci içinde Selinus, Selçuklu Sultanı I. Alaiddin Keykubat`ın 1221 yılında Alanya`yı, 1225`e kadar da buradan itibaren belki de Toroslardan kaynaklanıp şehir merkezinden geçerek denize karışan beş büyük çayın zaman zaman sel baskınına neden olması dolayısıyla Selinti olarak anılmaya başlanmıştır. 1268`lerde Moğollar`ın Anadolu işgali sırasında Selinti, Anadolu Selçuklu Devletinin Konya ve bağlı bölgeleri sınırları içinde yer almaktaydı.

Anadolu beylikleri döneminde 1335 yılından itibaren Antalya ve civarı Teke Beyliğinde kalırken Alanya, Selinti ve doğusu ile Kuzey yöreleri merkezi Konya olan Karamanoğulları hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı Döneminde Fatih Sultan Mehmet`in Deniz Kuvvetleri Komutanı (Kaptan`ı Derya) Gedik Ahmet Paşa, 1470 yılında Alanya`yı, 1472 yılında ise Selinti, Anamur ve Silifke yöresini Karamanoğlu Beyliği`nden alınarak Osmanlı hakimiyetine dahil etmiştir. Ünlü gezginimiz Evliya Çelebi meşhur Seyahatnamesinin 126. sayfasında `XVIII. yy`da Selinti kazasının İçel (Mersin) sınırları içerisinde Silifke Sancağına bağlı 26 köyü olan ve yıllık 80 akçe vergi veren bir kazadır. Deniz kenarında bakımlı cami ve evler ile yemyeşil dağlara sahiptir. Kıbrıs`a 70 mil uzaklıkta iskelesi vardır.` demektedir

Tarihi Yerler

ANTIOCHEIA AD CRAGUM : Gazipaşa ilçesinin doğusunda, 18 km. uzaklıktaki Güney Köy sınırları içerisindedir. Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochus`dan gelmektedir. Kent kalıntıları denize doğru uzanan üç tepe üzerinde toplanmıştır. Batıdan doğuya doğru birinci tepe üzerinde Orta Çağ Kalesi, ikinci tepe üzerinde sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı, kilise, üçüncü tepe üzerinde ise kentin nekropol alanı yer almaktadır. Kent yapıları Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmektedir. Kentin nekropolünde bölgeye özgü beşik tonozlu, ön avlulu anıtsal mezarlar oldukça iyi korunmuştur. Halen kalıntıların önemli bir bölümü görülebilen tapınak bölgede sevilen bir tanrı olan Zeus Lamotes için yapılmış olmalıdır.

ADANDA – LAMOS : Antik kent, Gazipaşa ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır. Bugünkü Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağın zirvesinde kurulmuştur. Kent surlarla çevrilidir. Doğuya bakan kentin giriş kapısının güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadır. Kentin diğer kalıntıları arasında ağıra, doğal kayaya oyulmuş çeşme ve iki adet tapınağı sayabiliriz. Bu kentin nekropolünde de blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler önemli kalıntılar arasındadır. Kent, olasılıkla genç Roma döneminde Lamotis olarak adlandırılan bölgenin başkenti durumunda idi. Kalıntılar, dağlık Klikya bölgesinin kültürünü ve sanatını en iyi şekilde yansıtmaktadır. Kent, en görkemli dönemini Gallianus zamanında geçirmiş olmalıdır.

NEPHELIS : Antik kente ulaşım, Gazipaşa-Anamur 12. km.`sinden sonra Muzkent Köyünün içinden geçerek güneye sapan yaklaşık 5 km. stabilize bir yol ile sağlanmaktadır. Kentin güneyi deniz ve sarp kayalıklarla çevrilidir. Kent, akropol ve doğu-batı boyunca uzanan kalıntılardan oluşmaktadır. Kentin ayakta kalabilmiş yapıları Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmekte olup, bunlar, Orta Çağ Kalesi, Tapınak Odeon Sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır. Şu anda Alanya müzesinde sergilenmekte olan bu kentten getirilen yazıtlardan birisi Bizans İmparatoru Zenon dönemine ait olup Zenon için övgüler içermekte, bu imparatorun kent için yardımlarından bahsetmektedir. İkinci bir onur yazıtında ise, Klikya Valisi Cornelius Dexter`ın adı geçmektedir. Bu onur yazıtı, kent halkı ve Danışma Meclisi tarafından dikilmiş olup, kentteki meclislerin varlığını kanıtlar durumdadır. Klikya bölgesine özgü küçük odeonu kentteki kültürel faaliyetlerin göstergesidir.

SELINUS : Antik Selinus kenti, Gazipaşa ilçe sınırları içerisinde Gazipaşa Plajının bulunduğu Hacımusa Çayının güneybatısındaki denize dirsek gibi uzanan bir tepenin üzerinde ve yamaçlarında yer alır. Kentin akrapolü tepeye kurulmuştur. Ayrıca bu tepe üzerinde Orta Çağ Kalesi de bulunmaktadır. Kalenin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur. Akropol, içerisindeki kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır. Selinus kentinin diğer yapıları sahilde ve yamaçta yer almaktadır. Bu yapılar arasında, hamamlar, agora, İslami Yapı (Köşk), su kemerleri ve nekropol alanını sayabiliriz. Selinus, Dağlık Klikya bölgesinin en önemli kentlerinden biridir. Roma İmparatorluğu`ndan Traian`ın bu kentte ölmesi kentin adının bir süre bu adla anılmasına sebep olmuştur. Kentin büyük hamamı, Klikya bölgesi diğer kentlerindeki hamamlar ile benzerdir. Nekropolündeki anıtsal mezar anılmaya değer olup, Alanya Müzesindeki ostoteklerin çoğunluğu Selinus Nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını sürdürmektedir.

Turizm

Gazipaşa mevcut durumuyla daha ziyade tarım toplumu görünümünde ise de 13 Eylül 1989 tarih ve 20281 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla ( 89 / 14499 ) turizm bölgesi ilan edilmesi nedeniyle özellikle havaalanı ve yat limanı inşaatlarının başlamasıyla turizm sektörüne hızlı bir geçiş yapmaya başlamıştır. Halen 2 normal ticari otel, 2 adet turistik ( biri apart ) otel, Gazipaşa Belediyesi Deniz Tesisleri İşletmesi`ne ait bungalovlar ve 1 adet tatil sitesiyle yatak kapasitesi 600 ` e ulaşmış olup hızla otel ve motel inşaatları devam etmektedir.

İlçemiz ören yerleri itibariyle diğer yörelere göre oldukça zengin durumdadır. Ancak bunların tamamına yakının yol ve koruma hizmetleri yoktur veya yetersizdir.

Gazipaşa Akdeniz sahilinin Caretta Carette türü deniz kaplumbağalarının yumurtalarını bıraktığı 17 merkezden biridir.

Yalan Dünya Mağarası başta olmak üzere tarihi kale ve şehir kalıntıları, tertemiz deniz ve kumsalları, bol yeşil ve oksijenli yaylaları ,özetle bozulmamış doğasıyla turizm bakımından çok büyük bir potansiyele sahiptir.

GAZİPAŞA

FİNİKE

FİNİKE : Finike ilçesi, konum itibariyle, Güney Bat Anadolu`daki Teke Yarımadası bölgemizde yer alır. Eski çağlarda ve Finike`nin ilk kurulduğu zamanda bu bölge, `Likya` olarak adlandırıldı. O zamanki Likya; Doğuda Pamfilya, batıda Karya, kuzeyde ise Psidya şeklinde adlandırılan bölgelerle çevrili idi. Finike adının Fenikelilerden dolayı verildiği de rivayetler arasındadır. Finikelilerin en önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Teke Yarımadası, tarihin ilk dönemlerinden beri iskana açık bir bölgedir. Bu bölgede M.Ö. 3000 yılından beri insanların yaşadığı bilinmektedir. Fakat bölgemizde yapılan arkeolojik araştırmalar bu tarihi henüz doğrulayamamıştır. Bu arkeolojik araştırmalar ancak 2000 yılında bölgemizde insanların yaşadığını belgeleyebilmektedir. Bölgemizde devam etmekte olan arkeolojik kazılardan elde edilecek yeni bulgularla, yerleşimin M.Ö. 3000 yılında olduğu konusunda kesin belgelerin çıkabileceği ihtimal dahilindedir. Buna rağmen, bölgemizde yapılan Filolojik araştırmalarla elde edilen bir takım sonuçlar, Finike ve çevresi, özellikle Teke Yarımadası`ndaki yerleşim hakkında, kesin bilgiler verebilmektedir. Yöremizde, o dönemlerde kullanılan yer adları ile, Anadolu`nun çeşitli bölgelerinde görülen yer adlarının benzeşmeleri dikkate değerdir. M.Ö. 3000 yılına tarihlenen bu yer adları benzeşmesi, o zamanlar Likya olarak adlandırılan bölgemizdeki yerleşimin, M.Ö. 3000 yılına kadar uzadığı sonucunu belgeleyecek niteliktedir.

Bütün bu arkeolojik belgeler ve Filolojik veriler, Likya` da M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan yerleşimin, kimler tarafından ve nasıl yapıldığı ile ilgili, tam bilgileri edinmemizde yetersiz kalmaktadır.
Osmanlı idaresindeki bugünkü Finike, Elmalı kazasına bağlı bir nahiye merkezi iken, 1914 yılında kaza yapılmıştır, l. Dünya savaşı sırasında kara günler yaşayan Finike, 1919-1921 yılları arasında İtalyanlar`ın kısa süren işgalleri atanda kalmıştır. Ulu Önder Atatürk`ün önderliğindeki İstiklal Mücadelesi sonunda, vatan topraklarındaki bütün düşmanlarla birlikte İtalyanlar da, Finike`den çekilmek zorunda kalmışlardır. Cumhuriyet döneminde Finike, Antalya`ya bağlı güzel bir yerleşim merkezi olarak ilçelik statüsünü sürdürmüştür.

Finike, Antalya iline bağlıdır. Portakalları ile ünlü Finike tarihle, doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir. Portakalları ile tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti kalıntıları ile ilgi görmektedir.

Tarihçe: Finike M.Ö. 5. yy. da Aykırıçay (Arykandos) ağzında Phoinikos adıyla kurulmuştur. Finike adının bölgeyi ticaret merkezi olarak kullanan Fenikelilerden geldiği sanılmaktadır. Bölgenin başkenti Limyra` nın tarım ürünleri ihracatının gerçekleştirildiği bir liman olarak bilinmektedir.

İklim:İlçede Akdeniz iklimi egemendir.

GEZİLECEK YERLER

Arykanda (Arif): Elmalı-Finike karayolunun tam yarısında bulunan Arif köyünün Aykırıçay mahallesine yakın bir ören yeridir. İlk yerleşme zamanına ait arkeolojik ve yazılı kaynaklara dayanan bilgi bulunamayan Arykanda` nın filolojik yönden yerli bir isim oluşu ile eski bir yerleşme yeri olduğu bilinmektedir.

Arykanda` nın en üst teraslarından birinde tek taraflı oturma yerine sahip, koşu pisti belirli bir kısımdan sonra trapez şeklini alan bir stadion bulunmaktadır. Ortasına yakın yerdeki merdivenle aşağıdaki teraslara bağlanan stadionun bir altındaki terasta ufak, fakat çok iyi korunmuş tiyatro yer almaktadır. Tiyatronun alt terasında odeon ve buna ulaşan merdivenli yol vardır. Odeonun önündeki portiko, köşeli bir U harfi yaparak agorayı çevreler. Arykanda` da resmi ve özel yapıların kapladığı alanın birkaç katını nekropol kaplar.

Nekropoldeki tonoz örtülü mezar odalarının dışında lahitlere de rastlanır. Birbirlerine teras görevi gören mezar binalarının en alt terasında ikinci katına kadar ayakta kalmış büyük bir hamam yer almaktadır.

Şehrin en ilginç kalıntılarından bir diğeri de Aykırıçay kaynağının bulunduğu yerde, kayalığın yüzündeki su yollarıdır.

Limyra (Turunçova, Zengerler): Likya dilindeki adı Zemu (ri) olan Limyra` nın M.Ö. 5. yüzyıldan beri varolduğu bilinmektedir. Asıl etkinliğini M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında gösteren kenti, Likya Birliği` ni kurmak isteyen Perikles başkent olarak kullanmıştır.

FİNİKE

ELMALI

ELMALI : Elmalı ilçesi haritasal olarak Antalya`nın güney batısında ve yaklaşık olarak 110 km. mesafesinde bulunan bir yayladır. Denizden yüksekliği 1051 metre olan yerleşimde, son nüfus sayımına göre 14600 kişi yaşamaktadır. Elmalı ilçesine bağlı 50 köy 2 tanede belde bulunmaktadır. Tarihi açısından bölgenin en eski yerleşimlerinden birisi olan ELMALI`da tarihde Likyalılar, Persler ve birçok Antik çağ medeniyeti yaşamıştır. Yakın tarihimizde ise Selçuklu ve Osmanlıya ev sahipliği yapan yerleşimde 100 yıl öncesine kadar birçok Rum ve Ermeni ailesi yaşamaktaydı.

Arkeolojik Eserler

İlçe sınırları içerisinde tarih öncesine ait hayat izleri taşıyan kalıntılar olan höyükler, eski eserler bakımından bakir inceleme alanlarıdır. Beyler, Semahöyük ve Müren höyükleri en önemlilerindendir. Amerika Bryn Mawr Kolleji adına Prof. Macteld Mellink yönetiminde yapılan Semahöyük-Karataş mevkiindeki arkeolojik kazılar olumlu sonuçlar vermiş, İ.Ö. 2000-2500 yıllarının yerleşim kalıntılarını gün ışığına çıkarmıştır. 1963 yılında başlayan bu kazılar yaz aylarında devam etmektedir. Halen Karaburun ve Kızılbel Kral Mezarları`nın onarım ve koruma çalışmaları sürdürülmektedir. İ.Ö. 450 yıllarında yapıldığı rivayet edilen bu mezarların duvarlarının iç alanları çepçevre renkli mozaik ve fresklerle süslenmiş av ve savaş sahneleri renk ve canlılığını koruyarak günümüze kadar ulaşabilen nadir eserlerdendir. Hacıyusuflar ve Yuva köyleri yanındaki Likya ve Roma kalıntıları tarihi ve turistik yerlerdendir.

Tarihi Eserler

Ömer Paşa Camii : Elmalı merkezinde yer almakta olan Cami, Ketenci Ömer Paşa tarafından 1602(1016 Hicri) tarihinde yaptırılmıştır. Elmalı`nın olduğu kadar Antalya ilinde en büyük yapısı olan Ömer Paşa Camii, camlı kapısı üzerindeki kitabesinden de anlaşılacağı üzere XVII. yüzyıl başında yapılmış olup, Klasik Osmanlı mimari tarzındadır.

Kesik Minare : Çarşı meydanında Ömer Paşa Camii karşısında tek bir minare olarak bulunmaktadır. Minare Selçuklu eseridir.

Medreseler : 1602(1016 Hicri) tarihinde Ketenci Ömer Paşa tarafından camii ile birlikte yaptırılan Ömer Paşa Medresesi 24 kubbe 12 revaklı kesme taş ve dövme demirden yapılmıştır. Camii` nin hemen karşısında bulunmaktadır.

Türbeler : Abdül Vehhat (Vahab-ı Ümmi) Türbesi; Şehrin kuzeyinde en üst kısımdadır.
Abdal Musa Türbesi: Elmalı Tekke köyündedir. Abdal Musa tekkesi`nin yapılışına ait bir yazı bulunmamakta ise de eserin XIII. yüzyılda yapıldığı ileri sürülmektedir.
Külliyeler

Sinan-i Ümmı Külliyesi Camii : Sinan-i Ümmi kendi adını taşıyan külliyesindeki türbesine defnedilmiştir.

Kütüphaneler : Elmalı Halk Kütüphanesi, eski tahsil ve kültüre esas olan medreseler, kaldırılınca başta Sinan-i Ümmi, Hatıpzade, Babazade Medreselerinin kütüphaneleri 1926 yılında birleştirilerek bugünkü Elmalı Halk Kütüphanesinin esası kurulmuştur bugün XVI. yüzyılda Ketenci Ömer Paşa tarafından yaptırılan binada hizmet vermektedir. 595 Yazma Eser, toplam 19938 adet kitabı bulunmaktadır. Kendi bünyesi içinde bir de çocuk kütüphanesi vardır.

Hanlar, Hamamlar

Bey Hamamı : Ömer Paşa Camii batısında bulunan bu hamamın klasik devirde yapıldığı sanılmaktadır. Evliya Çelebi`nin de bahsettiği hamamının XVI. yüzyılın sonu XVIII. yüzyılın başlarına ait olduğu anlaşılmaktadır.
Kışlalar

Elmalı`nın girişinde bulunan askeriye kışlasına 1934`de 20. Dağ Alayı geldi ve 1940` da gitti. 1914`de Tugay Komutanlığı geldi, 1944`te gitti. Şu anda Karayollarının eşya deposu olarak kullanılmaktadır.

Çeşmeler ve Kuyular

Çatalçeşme, Elmalı çarşı içinde Selçuklular zamanında yapılmış, kesik Minarenin hemen arkasında Çatalçeşme adı ile anılır. Çeşmenin üzerindeki Kitabede 1284 tarihi ve şunlar yazılıdır.
`Curayı dareyinde bu abın himmet eden zatın
Babı Rahmetin – Abdal eyleye Allah
Sahübül hayat gasb Abdül gaffar`
Köy Odaları

Eskiden Elmalı`nın her köyünde bir köy odası vardı, son yıllarda işlerliğini kaybetmiş durumdadır.
Kaplıcalar, İçmeler, Ilıcalar
Aynı kaynakları olan Cemre Pınar ile Ilık Pınarın kireç nispeti çok düşük olduğu için böbreklerinde kum ve taş olanlar tarafından içme suyu olarak kullanılır. Elmalı`nın batı eteğinde uzanan Pınarı ile Aksivri Pınarı da aynı şifayı verir.
Kaleler

Elmalı, Çobanisa-Gilevgi köyü arasındaki tarihi Helenistik devri Gilevgi kalesi bulunmaktadır.

Doğal Güzellikler

Tescilli değildir. Ördübek, Tekke, Dokuzgöl, Çam Kuyuları orman bölgeleri ilçenin dinlenme ve piknik yerleridir.
Su Kaynakları, Pınarbaşları
Baranda kaynağı, Karapınar, Kazanpmar, Tahılpınar, Pınarbaşı gibi kaynaklar bulunmaktadır.
Çınar ve Ulu Ağaçlar
a) Arslan Ardıç
b) Koç Sedir
c) Şah Ardıç
ç) Sedir Tabiat Ormanı
d) Gelendost
Yayla Adları
Tekke Orman Bölgesinde Sevindik Orman Bölgesinde Araştırma Orman Bölgesinde Çığlıkara Orman Bölgesinde Akçay yolu üzerinde
a) Yuva Yaylası
b) Baranda Yaylası
c) Kohu Dağı Yaylası
ç) Serkiz alanı Yaylası
d) Kızılöz ve Kızılcadağ yaylası

ELMALI