Çanakkale camii ve mescitleri
Çanakkale camii ve mescitleri
Çanakkale camii ve mescitleri
Fatih Camisi (Merkez)
Çanakkale Çarşısının güneyinde Çanakkale Kalesinin de doğusunda bulunan bu camiyi Fatih Sultan Mehmet 1452 yılında yaptırmıştır
Sultan Abdülaziz döneminde 1862-1863 yıllarında cami yeni baştan yapılmış ve minaresinin yanı sıra da iki katlı bir bölüm eklenmiştir
Bu arada caminin ilk yapımındaki son cemaat yeri ibadet mekanına eklenmiştir
Bu durum dışarıya taşkın plasterle açıkça görülmektedir
Cami dikdörtgen planlı olup ibadet mekanı alt sırada dikdörtgen söveli dörder üst sırada da yuvarlak kemerli yine alçı şebekeli dörder pencere ile aydınlatılmıştır
Caminin üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür
Çimenlik Kalesi (Kale-i Sultaniye) Mescitleri (Merkez)
Çimenlik Kalesi içerisinde bulunan Mescit 12
12×5
24 m
ölçüsünde ince uzun dikdörtgen planlıdır
Mescidin alt kısmı taştan üst kısmı da tuğladan yapılmıştır
Burçlardan biri üzerine tuğladan minaresi oturtulmuştur
Minarenin şerefe çıkmaları beş sıra testere dişi biçiminde tuğlalarla bezenmiştir
Çanakkale savaşı sırasında mescide isabet eden bir top mermisi yüzünden minaresinin yarısı yıkılmış 1968den sonra da onarılmıştır
İbadet mekanındaki mihrap kıble yönündedir
Mihrap tuğladan ve mukarnaslıdır
Mescidin giriş kapısı çift renkli ve geçmeli mermerlerden yapılmıştır
Sultan Abdülaziz döneminde iç avlunun güney tarafına dikdörtgen planlı 12
00×15
00 m
ölçüsünde ahşap bir mescit daha eklenmiş üzeri de çatı ile örtülmüştür
Kale içerisindeki bu mescitler halkın ibadetine açık idi
Ancak kale müze olarak kullanıldığından mescitler ibadete açık değildir
I
Murad (Hüdavendigâr) Camisi (Ayvacık)
Ayvacık Tuzla Köyünde Sultan I
Murad ın 1366 yılında yaptırmış olduğu cami medrese ve hamamdan meydana gelen bir yapı topluluğudur
Caminin batısında yer alan medresenin dershane ve on odasından yalnızca bir odası günümüze gelebilmiştir
Tuzla Köyünün güneyindeki bir yamacın düzlüğünde bulunan cami kare planlı ve tek kubbelidir
Önünde son cemaat yeri bulunmaktadır
Caminin giriş kapısı 2
m
yüksekliğinde olup burada yer yer Bizans mimari parçaları kullanılmıştır
Duvarlar üç sıra tuğla bir sıra kesme taştan yapılmış olup üzerleri sağır kemerlerle hareketli bir görünüm sağlanmıştır
Duvarlar bir metreden daha fazla kalınlıktadır
Dış cephelerde iki sıra halindeki tuğlalardan balık sırtı bir bezeme uygulanmıştır
İbadet mekanını örten kubbe Türk üçgenleri yardımı ile dört duvara oturan kasnak üzerindedir
Mihrap ve minber oldukça sade olup yapılan ilavelerle orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır
Son cemaat yerinin kuzeydoğusuna tek şerefeli minare yerleştirilmiştir
Hüdavendigar Camisi (Ayvacık)
Ayvacık Behramkale Köyünde bulunan bu cami XIV
yüzyılın sonlarında Sultan I
Murat döneminde 238 m
yüksekliğindeki bir tepe üzerinde yapılmıştır
Kitabesi günümüze ulaşamamıştır
Caminin yapımında Assos antik kentinin taşlarından yararlanılmıştır
Kareye yakın dikdörtgen planlı ibadet mekanı Türk üçgenlerinin taşıdığı sekiz köşeli bir kasnağa oturmuş kubbe ile örtülüdür
Son cemaat yerinin iki yanı ibadet mekanının uzantısı olan duvarlarla kapalıdır
Buradaki iki sütun birbirlerine ve duvarlara hafif sivri yuvarlak kemerlerle bağlanmış ve üç bölümlü son cemaat yerini meydana getirmiştir
Orta bölümde içeriye girişi sağlayan yuvarlak kemerli dikdörtgen bir kapısı bulunmaktadır
Bu mermer kapı Carnelius Kilisesinden getirilmiştir
Kapı üzerindeki Grekçe yazıya dokunulmamış yalnızca haç işaretinin iki kolu kırılmıştır
Bu kapının iki yanında dikdörtgen birer pencere yer almaktadır
Caminin içerisi her sırada ikişer tane olmak üzere altta dikdörtgen çerçeveli üstte de yuvarlak alçı pencerelerle aydınlatılmıştır
Alçı mihrap kabartma Rumilerle bezenmiştir
Mihrap nişinin iki yanında da birer sütun bulunmaktadır
İç mekanın duvarlarında kadırga resimlerinin bulunması Osmanlı süsleme sanatında ender karşılaşılan örneklerdendir
Babakale Camisi (Ayvacık)
Ayvacık ilçesi Babakale Köyünde bulunan bu camiyi Sultan II
Ahmet döneminde Vezir Kaptan Mustafa Paşa 1725 tarihinde yaptırmıştır
Cami değişik dönemlerde yapılan onarımlar nedeni ile özelliğini yitirmiştir
Günümüzde dikdörtgen planlı olan caminin üzeri çatı ile örtülüdür
İbadet mekanı iki yanlarda altta dikdörtgen söveli üstte de yuvarlak alçı şebekeli dörder pencere ile aydınlatılmıştır
Giriş kapısının ve mihrabın iki yanında da altlı üstlü birer penceresi bulunmaktadır
Cami girişinin önünde sonradan ahşap bir sundurma yapılmıştır
Minaresi taş kaide üzerine yine taştan silindirik gövdelidir
Minare alemi XIX
yüzyılda ampir üslubunda kubbemsi olarak yenilenmiştir
Köprülü Mehmet Paşa Camisi (Yalı Cami) (Bozcaada)
Bozcaadada Yalı Mahallesinde bulunan bu camiyi Köprülü Mehmet Paşa 1657 tarihinde yaptırmıştır
Halk arasında Yalı Camisi olarak isimlendirilen caminin kitabesi günümüze gelememiştir
Çeşitli dönemlerde yapılan onarımlarla orijinalinden oldukça uzaklaşmıştır
Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup üzeri çatı ile örtülüdür
Kuzey cephesinden dört basamaklı bir merdivenle girilen sahanlıkta çift kanatlı ahşap bir kapı iki yanında da basık kemerli birer penceresi bunun üzerinde de üçer yuvarlak pencere bulunmaktadır
Giriş kapısının üzerindeki kitabe yeri boş olup kitabesi günümüze ulaşamamıştır
Girişin eksenindeki güney cephesinin ortasına dışa çıkıntılı mihrap yerleştirilmiştir
Alçıdan olan mihrap basit motiflerle bezenmiştir
Mihrabın iki yanında da basık kemerli iki pencere vardır
Caminin batı cephesinde iki penceresi bulunmaktadır
Caminin içerisi yapımı ile ilgisiz ahşap lambri ile kaplanmıştır
Kuzeydeki kadınlar mahfili ile tavan sade bir işçilik göstermektedir ve mimari yönden önem taşımamaktadır
Doğu cephesine yerleştirilen minare 1965 yılında yenilenmiştir
Alaybey Cami (Bozcaada)
Bozcaada meydanında parkın karşısında bulunan Alaybey Camisinin kitabesi günümüze ulaşamadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesinlik kazanamamıştır
Çanakkale Vakıflar Müdürlüğünde de bu konuda bir bilgiye rastlanmamıştır
Buradaki cami ile ilgili bir vakfiyede Bozcaadada Miralay Ahmet Ağa Camisinin ismi geçmekte olup caminin Miralay Ahmet Bey tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır
Büyük olasılıkla Alaybey ismi de buradan kaynaklanmaktadır
Burada bulunan XVI
yüzyıla tarihlenen Ali Ağa Camisinin harap olduğu ve Miralay Ahmet Ağa tarafından da yenilendiği sanılmaktadır
Mimari üslubundan XVIII
yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır
Cami avlusuna yuvarlak kemerli bir kapıdan girilmektedir
Bu kapının üzerinde önünde ve arkasında dikdörtgen birer kitabe bulunuyorsa da yazıları okunamayacak derecede silinmiştir
Arkadaki kitabe 1903 (1321) tarihli olup caminin bu tarihte onarıldığını veya yenilendiğini göstermektedir
Camiye kuzey yönündeki beş taş basamakla çıkılmakta ve basık kemerli çift kanatlı ahşap bir kapıdan girilmektedir
Bu kapının iki yanında basık kemerli bir pencere ve bunun üzerinde de birisi kapı üzerine rastlamak üzere üç küçük pencere daha bulunmaktadır
Caminin doğu ve batı cephelerinde üçer güney cephesinde de dört penceresi vardır
Caminin içerisi barok üslupta bitkisel motiflerle geç devirde bezenmiştir
İbadet mekanının üzeri ahşap bir tavanla örtülmüştür
Mihrap ve minberde bezeme elemanları yoktur
Giriş kapısının iki yanındaki köşelerde bulunan birer ahşap merdivenle de kadınlar mahfiline çıkılmaktadır
Caminin kuzeybatı köşesine kesme taştan tek şerefeli bir minare yerleştirilmiştir
Caminin bahçesinde XVI
-XIX
yüzyıl mezarlarından oluşan küçük bir hazire geç devirde yapılmış bir şadırvan ve Kuran kursu olarak yararlanılan küçük odalar bulunmaktadır
Bozcaadada Cezayir-ı Bahr-i Sefid salnamesine göre üç caminin bulunduğu yazılıdır
Bunlardan üçüncü cami ile ilgili herhangi bir ize rastlanmamıştır
Abdurrahman Camisi (Ezine)
Ezinede Orhan Gazi döneminde yapılan bu caminin kitabesi günümüze gelememiştir
Osmanlı camilerinin ilk örneklerinden olup moloz taştan oldukça kalın duvarların taşıdığı bir çatı ile örtülüdür
Taş duvarlar üzerine yer yer tuğlalar eklenmiştir
Pencere kemerleri ise üç dizi tuğla ve bir dizi taştan yapılmıştır
Son cemaat yeri mermer sütunlu olup bunlar birbirlerine ahşap kemerlerle bağlanmıştır
İbadet mekanı 18
00×17
50 m
ölçüsündedir
Üzerini örten tavanı dört mermer sütun taşımaktadır
Sultan II
Mahmut zamanında yenilenen cami ampir üslubunu yansıtmaktadır
Yalnızca stalaktitli mihrabı yapıldığı dönemden kalmıştır
Kıble duvarı içerisine minaresi yerleştirilmiştir
Sefer Şah Camisi (Ezine)
Ezinede bulunan bu cami XIV
yüzyılda Yıldırım Beyazıt döneminde yapılmıştır
Moloz taş ve tuğladan yapılan camide yer yer antik yapılardan toplanan taşlar kullanılmıştır
Kare planlı olup her duvarda iki sıra halinde dörder pencere ile içerisi aydınlatılmıştır
Caminin son cemaat yeri geç devirlerde eklenmiştir
Caminin yanında Sefer Şahın mezarı bulunmaktadır
Asilhan Bey (Aslan Bey) Külliyesi (Ezine)
Ezinenin 12 km
kuzeybatısında bulunan Kemalli Köyündeki Asilhan Bey yapı topluluğu Sultan I
Murad döneminde XIV
yüzyılda cami türbe ve hamam olarak yaptırılmıştır
Cami kare planlı ve pandantifli tek kubbelidir
Kubbe dışında kalan bölümler ile son cemaat yeri çapraz tonozludur
Son cemaat yerinin çapraz tonozları yıkılmış ve yerine ahşap bir çatı yapılmıştır
Köfeki taşından yapılan cami orijinalliğinden uzaklaşmıştır
Ulu Cami (Hüdavendigâr Camisi) (Gelibolu)
Sultan I
Murad döneminde yapılan bu cami Osmanlı mimarisindeki Ulu Cami plan tiplerinden bir örnektir
Caminin giriş kapısı üzerindeki iki kitabe de onarım kitabesidir
Bunlara göre cami 1667 ve 1889 yılında yeniden yapılırcasına onarılmıştır
Geliboluya 1797de gelen ressam Castellani bu caminin bir görünümünü çizmiştir
Buna dayanılarak caminin ilk yapımında üzerinin dört sütunun taşıdığı dokuz kubbe ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır
Günümüzde dört sütunun taşıdığı ortası fenerli bir çatısı bulunmaktadır
İlk yapılışındaki kare planlı mekan yapılan eklerle dikdörtgene dönüştürülmüştür
Çanakkale camii ve mescitleri Hakkında Çanakkale camii ve mescitleri
uzaklıkta Hisarlıktadır
mesafededir
Akropol denizden 238 m