SOMAKİ ODA
Burası sarayın Mabeyn dairesinin üst katında denize cephesi olan bir odadır. Tavan ve duvarları somaki taklidi sıva ile yapıldığı için bu adı almıştır. Biri küçük bir koridora, diğeri merdiven salona açılan ceviz kaplamalı altın yaldız tezyinatlı 2 kapısı mevcuttur. Bu kapılar arasında kenarları konsol şeklinde kabartmalı çiçek ve akont yaprakları ile süslü mermerden bir şömine ile üzerinde altın yaldızlı ve porselen karışımı bir saat ve 2 vazodan oluşan bir takım yer almıştır.
Tavanı kabartmalı kasetlerle ayrılmış içi somaki taklidi taşla süslenmiştir. Avizesi yoktur. Yalnız tavan eteklerinde furuşlar arasında Cumhuriyet devrinde yapıldığı bilinen ampuller sıralanmıştır. Sarayın en sanatkârane parkeleri yine bu odada görülmektedir. İki duvarda altın yaldızlı konsollor, balgami taştan vazo, çiçeklik ve sehpalar, bronzdan altın yaldızlı şamdanlar, siyah mozaik taşlı ve oymalı orta masası, odayı süsleyen eşyalardır. Ayrıca perdeleri, paravanası ile aynı kumaştan İtalyan koltuk takımı da odanın tamamlayıcı eşyalarındandır.
4 Ekim 1933 de İstanbul’a gelen Yugoslavya kralı Aleksandr bu odada yalnız olarak Atatürk’le mülâkatta bulunmuş. 4 Eylül 1936 günü İstanbul’a gelmiş olan İngiliz Kralı VIII. Edward da Atatürk’le somaki salonda bir mülâkat yapmıştır.
Somaki odanın önündeki oda da parke ve tavan süslemeleri ile ayrı bir güzellik arzeder. Fransız (Boull) emeği bağa kaplamalı yazıhane ve orta masa ile ahşap üzerine metal gömme tezyinatlı büyük dolap görülmeğe değer niteliktedir. Bu oda maiyete ait bir oda olmalıdır.
Bu odaların önündeki küçük koridorlardan Dolmabahçe Sarayının büyük merasim salonlarından birisi olan Zülveçheyn salonuna gelinir.
ZÜLVEÇHEYN SALONU
Zülveçheyn deniz ve kara tarafından cephesi olan iki taraflı salon anlamına gelmektedir. Salonun tavanı 3 bölüm halinde olup orta bölüm kompozit başlıklı altın yaldızlı sahte sütunlarla desteklenmiştir. Tavan tamamiyle altın yaldızlı kabartma çiçek ve akant yapraklarından oluşan bir süsleme ile tezyin edilmiştir. Parkeleri geçme seklindedir. Deniz tarafındaki bölümde metal üzerine altın yaldız kabartmalı ve Abdülmecid tuğralı karşılıklı ayna ve konsollor yer almıştır. Parçalı takım, perdelerle uyum sağlayan kırmızı beyaz yollu ipek Hereke kumaşı ile kaplanmıştır.
Ortada Hereke halısı üzerinde oymalı bir masa ve üzerinde 18 yy. ait penbe desenli Çin kâse ile yanlarda ve masa üzerlerinde mavi beyaz Çin ve Japon vazoları bulunmaktadır. Bu salonun sağ köşesinde Halife Abdülmecit zamanında kütüphane haline getirilmiş olan 3 odalı bir daire mevcuttur.
Gezi yolumuz sola döndüğünde salonun tam karşısında kırmızı Bohemya kristaller’den bir şömine ile yüksek kabartmalı aynası yer alır. Şöminenin 2 yanında aynalı konsolların üzerinde altın yaldızlı bronzdan ayaklı kristal 30 mumluklu sütun şamdanlar ile tavanın ortasından sarkan 60 mumluklu avize bu güzel salona ayrı bir güzellik katmaktadır. Avizenin altında dragondan ayakları bulunun mermer masa oymalı ve altın yaldızlıdır. Üzerinde yer alan Sevres’de yapılmış lâcivert porselen üzerine altın yaldızlı vazo bronzdan tezyinatlıdır.
Salonun kara tarafı deniz tarafında olduğu gibi aynı takımla döşenmiştir. Mavi, beyaz Çin vazoları burada da mevcuttur. Köşede görülen tirşe yeşil, lakeli piyano salonda verilen konserlerin bir anısı olarak halâ yerindedir. Ayrıca salon girişinde duvarlarda asılı bağa kaplamalı ve metal süslemeli duvar saatleri ile Şamda yapılmış sedef kakmalı büfeler salonu süsler.
Bu salon eskiden mevlitlerin okunduğu, nikâhların kıyıldığı, ramazanlarda teravih namazlarının kılındığı ve huzur derslerinin verildiği dini mahiyette bir salondur. Huzur derslerinin verildiği zamanlarda Hünkâr deniz tarafında kanepenin üzerine yerleştirilmiş bir mindere oturur, sağ ve sol tarafında mabeyn erkânı ve bendegânları bulunurdu.
Ramazanlarda salona seccadeler serilir, haremden gelecek kadınlar için kafeslerle hususi bir yer ayrılırdı. Bundan başka büyük ziyaretlere elverişli en müsait salonlardan birisi yine bu salondu.
V. Mehmed Reşat’ın cülûsunun ilk günlerinde bu salonda Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşaya ve Bulgar Kralı ve Kraliçesine bir ziyafet verilmiştir. Son Halife Abdülmecid efendi zamanında Sultanlar ve Şehzadelere olmak üzere iki ziyafet verilmiş ve bir mevlit okunmuştur. Atatürk İstanbul’a geldiği ilk sene Zülveçheyn yemek salonu olarak hazırlanmıştır. Atatürk burada misafirleriyle yemek yediği zaman deniz tarafında saz takımı, merdiven salon tarafında da orkestra yer almaktaydı.
Ürdün Kralı Abdullah Dolmabahçe Sarayında misafir olduğu zaman bazı misafirlerini bu salonda kabul etmiştir. Bu salonun solundaki bir kapıdan dar bir koridora geçilir, koridorun solundaki 47 No.lu oda müzik, içteki 49 No.lu oda ise müzik dinleme odasıdır.
MÜZİK ODASI
Girişteki bal peteği şeklinde parkeli müzik odasının tavanı renkli kalem işiyle tezyinatlıdır. Odanın solunda siyah renkli, Halife Abdülmecid Efendi imzalı, kuyruklu bir piyano vardır. Siyah renkli ağaçtan kitap dolabı, notalık ve sandelyeler müzik odasına uygun bir şekilde lir motifleriyle süslüdür. Oda krem zeminle ipek Hereke kumaşıyla kaplı (Bergere) bir oda takımıyla döşenmiştir.
Altın yaldız kabartmalı aynanın konsolu üzerinde gümüşten saat ve şamdanlar mevcuttur. Odanın ortasında kristal bir avize sarkar.
Müzik odasından çıkıp vazolar ve tablolarla süslü dar bir koridordan yürüyelim. Sağa saptığımızda padişah hamamının istirahat odasına geliriz.
MERMER HAMAM
Mermer Hamamın istirahat odasının tekne tavanı göz aldatıcı bir mimari kompozisyonla bezenmiştir. Orta kısmı kare şeklinde, altın yaldız kabartma tezyinatlı olup buradan kristal bir avize odanın ortasına sarkar. Odadan içeri girdiğimizde tam karşıda maundan yapılmış altın yaldız alçı tezyinatlı Abdülmecid tuğralı masif hamam kapısı göze çarpar. İçerde küçük bir antre sağda iki bölüm halinde olan hamam ile solda tuvalet kısmı yer almıştır.
Hamam Mısır’dan getirilmiş billur su mermeri ile kaplıdır. Hamamda tarz bakımından Türk geleneğinin devam etmesine karşılık süsleme ve bazı unsurlar batı anlayışındadır. Bu da bize sarayda iki anlayışın bir arada güzel bir şekilde empoze edildiğini göstermektedir.
Hamamın bu iki odasının deniz cephesi terasa açılmaktadır. Bu yüzden gerek tavandan, gerekse pencerelerden bol ışık alır. Hamam muslukları gümüşten olup iki küçük bir büyük kurna bulunmaktadır. Tabanı gri Marmara mermeri ile kaplıdır. Kapı tokmakları kristaldendir.
Hünkâr hamamından çıktıktan sonra 48 No.lu genişçe bir hole girilir. Burada son Osmanlı padişahlarının resimleri ile bu padişahlara hediye edilmiş bazı yabancı kral ve kraliçelerin resimleri asılmıştır. Ortada masanın üzerinde II. Wilhelm’in portresinin tasvir edildiğini altın yaldız tezyinatlı ayaklı büyük bir vazo yer alır. Aynı şekilde mavi zeminde altın yaldız tezyinatlı kral portresini havi vazoda ilgi çeken eselerdir.