Tatil Kent

Tatil Rehberiniz

Tekirdağ -Muratlı

Muratlı, Tekirdağ iline bağlı, merkeze 23 km uzaklıkta bir ilçesidir.

Tekirdağ nüfusunun %15 ini oluşturur. Muratlı’yı ilginç kılan özelliklerden biri, ilçenin tam ortasından demir yolu geçmesidir.Türkiye de ilçesinin tam ortasından demir yolu geçen iki ilçeden birisidir muratlı. Diğeri ise Polatlı, Ankara’ dır.1.

Muratlı, İstanbul – Edirne ve Tekirdağ – Edirne hattı üzerinde önemli bir merkez olup eski sefer yolları arasında bir geçit yeri üzerindedir. Osmanlı hükümdarı l. Sultan Murat, sefer dönüşü bu bölgeden geçerken eski karayolu köprüsünün güneyinde ordugah kurmuş ve bu alanı çok beğenmiş.

Muratlı’nın ismiyle alakalı şu rivayet anlatılır:

Yaveri hükümdarına:

-Sultanım bu beldeyi çok beğendiniz. Bu beldeye ne ad verelim? diye sormuş.

Sultan:

- “Murat Eli olsun “, diye ferman buyurmuş.

Böylece tarihe ve coğrafyaya bu adla geçmiştir. Zaman içerisinde bu adın söylenmesi biraz zor gelince Murat Eli, Muratlı’ya dönüşmüştür. Tarihin önemli bir olayı da hemen Muratlı’ya yakın Büyük Karıştıran ‘da geçmiştir. İkinci Beyazıt oğlu Yavuz Sultan Selim ile bu topraklarda savaşmıştır. Yavuz Sultan Selim, Edirne’ye doğru giderken Muratlı ilçesine bağlı Yukarı Yeşilsırt köyünde Ulaz mevkiinde ölmüştür.

Muratlı Cumhuriyet döneminde Atatürk tarafından göçmenlerin yerleştirilmesiyle kurulmuş bir ilçemizdir.

Muratlı merkezinin çok eski zamanlardan beri meskün bir yer olduğunu İnanlı Tarım İşletmesi (Eski adıyla İnanlı inekhanesi ve aygır deposu)yakınında bulunan ve Zindan Üstü (Şimdiki Sarı Bayır) adı verilen yerde şehir kalıntılarının temellerinden çıkan küp ve bakır parçalarından anlaşılmaktadır. Muratlı Bağlar mevkiinin de eski yerleşim yeri olduğu bilinmektedir.

19. Yüzyılın sonlarında demiryolu geçinceye kadar (1870) 17 hanelik bir yer olan Muratlı, sonraları 30-40 haneye ulaşmıştır. Köy gelişerek 1910 yılında nahiye (bucak) merkezi olmuştur.

Cumhuriyet devrinde göçmenlerin ilçeye yerleştirilmeye başlaması ile Muratlı hızla büyümüştür. İlçe uzun zaman Çorlu kazasına bağlı bir nahiye olarak yönetilmiş, 01.09.1957 tarihinde ilçe olmuştur.

Muratlı ilçesi idari yönden 6 mahalle ( Fatih, İstiklal, Kazım Dirik, Kurtpınar, Muradiye, Turan ) ve 16 köyden oluşmaktadır. Bu köyler; Arzulu, Aşağısevindikli, Aydınköy, Balabanlı, Ballıhoca, Çevrimkaya, Hanoğlu, İnanlı, Kepenekli, Kırkkepenekli, Musellim, Yavaşça, Yeşilsırt, Yukarısevindikli, Yukarısırt, Yurtbekler.

Muratlı, 1959 yılında elektriğe kavuşmuş, 1971 yılında ise ulusal şebekeye bağlanmıştır. 1968 yılında ilçe düzenli suya kavuşmuş, 1972 yılında ise yeterli duruma getirilmiştir.

Muratlı, il merkezine 24 km uzaklıkta olup, doğusunda Çorlu ilçesi, güneyinde Tekirdağ ve kuzeyinde Kırklareli ilinin Lüleburgaz ilçesi bulunur.

Yüzölçümü 427 km² ‘dir. İlçede yüksek dağlar ve vadiler yoktur. İlçe toprakları genellikle geniş tabanlı ve bereketli düz alanlardan (ovalardan) oluşur. Bazı kesimler engebeli olmakla birlikte bunların yükseklikleri çok azdır.

Kaynağı ilimiz sınırları içinde olan en önemli akarsu Ergene güney-batıya doğru akarak Muratlı yakınlarındaki İnanlı köyüne kadar Çorlu ve Vize sularıyla birleşerek Ergene nehri (çayı) adını alır.

İlçenin sahip olduğu toprakları çok büyük bir kısmı tarıma elverişlidir. İlçenin orman yapısı yok gibidir.

Kara iklimine sahip olan ilçe kış aylarında soğuk ve yağışlıdır. Yazlar da genellikle sıcak ve kuraktır. Yıllık yağış ortalaması 587.6 mm’dir. Sıcaklık ortalaması 18.7C ’dir.

İstanbul-Edirne demiryolu, Çerkezköy–Çorlu ve Muratlı istasyonlarından geçer. Uzunluğu Muratlı İlçesi sınırlarında 21 Km. dir. İlçede bir istasyon şefliği bulunmaktadır. İstasyon 5 yoldan meydana gelmiştir. İstasyonun 1. Yolunda 300 m. Uzunluğunda 7 metre eninde yükleme ve boşaltma rampası vardır. D.D.Y. Muratlı Tren İstasyonu:1870 yılında Avusturya’lılar tarafında inşa edilmiştir. 1937 yılına kadar, Faransız demiryolu şirketi tarafından işletilmiştir. Aynı yıldan itibaren TCDD İşletmesine geçmiştir. D-110 ve D-100 karayollarını birleştiren karayolunun ilçeden geçmesi yörenin yurtiçi ve yurtdışı ulaşımını kolaylaştırmaktadır.
alıntı

tekirdag kültür

TEKİRDAĞ HÜKÜMET KONAĞI’NIN TARİHÇESİ
Binanın ön kısmı; Hicri 1328 ( 1912-1913 ) de Mutasarrıf Selanikli Hüsnü Bey tarafından yaptırılmıştır. Arka kısmı ve önündeki beton bahçe 1934 yılında Vali Haşim İŞCAN tarafından yaptırılmıştır.
Binanın arka bahçesi ile arka kısımdaki 3 kat ilavesi 1946 yılında Vali Ferit NOMER tarafından yaptırılmıştır. Hükümet Konağının mevcut tapusu Maliye hazinesi üzerine olup, tapu kütüğündeki kaydı; müştemilatıyla beraber bahçeli kâgir Hükümet Konağı olarak Ortacamii Mahallesi, Hükümet Caddesi, Pafta 30, ada 100, parsel 6 dır. Hükümet Konağı’nın bahçesiyle beraber yüzölçümü 9254,88 m² dir.

MÜZELER
Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Tekirdağ Müzesi 1967 yılında bugün Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bulunduğu binada hizmete girmiş, 1977 yılına kadar küçük bir teşhir salonunda hizmetini sürdürmüştür.
Bugünkü müze binası 1927 yılında Vali Konağı olarak inşa edilmiştir. 1977 yılında İl Özel İdaresi’nce Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edilen ilk Cumhuriyet dönemi yapılarından olan kâgir yapı, daha sonra aslına uygun restore edilerek müze haline getirilmiştir. Tekirdağ bölgesinde bulunmuş olan tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen toplam 14.726 adet eser bulunmakta olup, bunlardan 1.066 adedi sergilenmektedir.
a) Taş Eserler Salonu: Perinthos Marmara Ereğlisi), Heraion (Karaevlialtı), Byzante (Barbaros), Apri (Kermeyan), ve Tekirdağ’ın diğer ilçe sınırları içindeki ören yerlerinde bulunmuş steller, adak stelleri, heykeller, heykelciklerden oluşan taş eserler ile, Naip Tümülüsü Odası aynı boyutlarda hazırlanan cam bir oda içinde tüm buluntuları ile sergilenmektedir.
b) Arkeolojik Küçük Eserler Salonu: Tarih öncesi çağlardan Bizans dönemine kadar olan süre içinde yapılmış olan eserlerden pişmiş toprak Ana Tanrıça kabı, günlük kullanım kapları, krater ve amphoralar, madeni heykelcikler, kaplar, mızrak uçları, ok uçları, fibulalar, cam ve taş takılar, koku şişeleri, süs eşyaları ile madeni paralar sergilenmektedir.
c) Etnografya Salonu: Osmanlı ve yakın dönemlerde kullanılan pişmiş toprak sırlı kaplar, ateşli ve kesici silahlar, gümüş takılar, Tekirdağ yöresi kadın ve erkek kıyafetleri, hamam takımları, el işlemeleri sergilenmektedir. Karacakılavuz dokumaları ile eski Tekirdağ Yatak Odası teşhiri bu bölümde yer alır.
d) Tekirdağ Odası: 19. yy. ve 20. yy. Başlarını canlandıran bir oda iç fonksiyonlarıyla tasvir edilmiştir.
e) Açık Teşhir: Müzenin beş teraslı geniş bahçesinde Tekirdağ çevresinde bulunan Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mimari parçalar, lahitler, mezar taşları, yazıtlar, sütunlar, heykeller, mil taşları ve kabartmalar teşhir edilmektedir.
Müzede 9822 adet sikke, 3046 adet arkeolojik eser ve 1858 adet etnografik eser olmak üzere toplam 14726 adet eser mevcuttur.

Rakoczi Müzesi
Macar prensi II. Ferenç Rakoczi’nin Tekirdağ’a 1720 yılında gelip ölüm tarihi olan 1735′e kadar içinde 15 yıl oturduğu dönemin Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan bir Türk evidir. Macar Hükümeti tarafından 1932 yılında bir Macar mimarına aslına uygun onartılarak Müze haline getirilmiştir.
Girişindeki Türkçe ve Macarca kitabede binanın ne zaman ve ne maksatla restore edildiği yazılmaktadır. İkinci kattaki büyük bir odada Macar istiklâl mücadelesi kahramanının yağlı boya bir tablosu ile muhtelif eşyaları ve tarafından yapılan tahta oymalarının kopyaları teşhir edilmektedir.

Namık Kemal Evi
Tekirdağ Namık Kemal Evi, Orta cami mahallesi, Namık Kemal caddesi No: 7 de, Namık Kemal Derneği, İl Özel İdaresi, Tekirdağ Eğitim Vakfı, Tekirdağ Belediyesi, Vakıflar, Okullar, Belediyeler, Gönüllü kuruluşlar ve tüm halkımızın desteği ile inşa edilmiştir.
21 Aralık 1992 de temeli merasimle atılan bina, 21 Aralık 1993’te hizmete girmiştir.
19.Yüzyıl Osmanlı mimarisi tarzında üç kat olarak inşa edilen bina aslına sadık kalınarak yapılmıştır. Etrafında geniş bir bahçe duvarı vardır. Binanın dışı ve altı odası ahşap malzeme ile kaplanmıştır.
Namık Kemal Caddesi’ne bakan bahçe duvarı tarafında büyük bir portal kapı ile bahçeye girilmektedir. Bahçede Açıkhava sahnesi ve seyirlik alan bulunmaktadır.
Bodrum katının bahçeye açılan kapısından bodruma girildiğinde büyük panolarla donatılmış sergi salonu göze çarpar. Burada çeşitli sergiler açılmaktadır.
1. kata mermer döşeli bir holden girilir. Burada Atatürk ve Namık Kemal’in büyük tabloları ilgi çeker. Sofaya girildiğinde ise Namık Kemal’in adını taşıyan yerler, basın ve yayınlar, belgeler, kendisine, ailesine ait fotoğraflar bulunur. Camekanlı dolaplarda ise Tekirdağ’ın eski fotoğrafları, 19. Yüzyılda kullanılan el ve ev işleri, aydınlatma araçları, kahve, çay takımları bulunmaktadır.
Sofanın sol köşesindeki mutfakta Tekirdağ yöresindeki her türlü mutfak araç ve gereçleri teşhir edilmektedir.
Eski kiler odası, modernize edilerek, 19. Fırka ve Atatürk odası olarak döşenmiştir. Burada Atatürk’ün Tekirdağ’a çeşitli gelişleri ile ilgili hatıralar sergilenmektedir.
1. kattan 2. kata geniş bir merdivenle çıkılır. Çıkışta Gazi Hasan Paşa, Yavuz Sultan Selim ve Türklerin Rumeli’ye geçiş tabloları yer almaktadır.
2. kat bir salon ve dört odadan ibarettir. Namık Kemal Salonu’nunda Tekirdağ ve yöresi erkek ve kadın kıyafetleri ibrik ve abdest leğeni vs. Diğer gömme camekanlar ise Namık Kemal’in eserleri (kitapları, gazeteleri, yazıları) ve görev yaptığı, sürgüne gönderildiği yerlerin fotoğrafları ve diğer eşyalar ile tablolarla bezenmiştir.
Büyük salona açılan misafir odası, Tekirdağ İl Özel İdaresini temsilen derneğe yaptığı katkılardan dolayı bu odaya Vali Şenol Engin Misafir odası adı verilmiştir. Geleneklerimize göre misafir odası olarak döşenen odada, alçak bir sedir döşenmiş, arka yastıkları, köşe yastıklarının yanında Tekirdağ’ın gelin kıyafetleri dallı ve bindallılar sergilenmiştir.
Mehmet Serez Tekirdağ Araştırmaları ve Basın Odası ise derneğin kurucularından ve Namık Kemal Evi’nin bu duruma gelmesinde büyük emeği geçen Mehmet Serez’in adını taşımaktadır. Odada Tekirdağ’lı şair ve yazarlar, devlet adamları, bilim adamları ve Tekirdağ ile ilgili belgeler sergilenmektedir.
Namık Kemal Odası’nda ise Namık Kemal’in soy kütüğü ve 19. Yüzyıla ait birçok eşya bulunmaktadır. Evin yatak odası eski devri yansıtan karyola, ayna, sedir, divan, çeyiz sandığı gibi eşyalarla süslenmiştir. Bu odanın içinden gusulhaneye geçilmektedir. Burası da bir Türk Hamamı şeklinde düzenlenmiştir.
MALKARA EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI MÜZESİ
1993 yılında açılan bu özel müzenin halkın gönüllü bağışlarıyla 250 civarında arkeolojik, 350 civarında etnografik ve 475 civarında da sikkeden oluşan koleksiyonu bulunmaktadır. Halen 4 katlı Kültür Sitesinin 1. katında hizmet vermektedir. Tel: (0.282) 4270172-3
KÜTÜPHANELER
Osmanlı döneminde bazı medrese ve camilerde açılan ilk kitaplıklar günümüze ulaşamamıştır. Cumhuriyet döneminde bu alandaki çalışmalar 1930′lardan başlayarak Halkevleri’nce sürdürülmüştür. Okuma odaları ve kitaplıklar 1950′de kurumla birlikte kapatılmış, kaynakları da dağıtılmıştır. Bundan sonraki çalışmalar Kadınlar Birliği, Milli Eğitim Bakanlığı, Kütüphane Kurma ve Yaşatma Dernekleri ve Belediyeler gibi çeşitli kurum, kuruluş ve derneklerce yürütülmüştür. O yıllarda, İl’de yalnız bir çocuk kitaplığı açılabilmiştir. Aynı yıl Merkez İlçe, Çorlu ve Muratlı’da 3 halk Kütüphanesi açılmıştır.
Namık Kemal İl Halk Kütüphanesi: 1955 yılında çocuk kütüphanesi olarak Halkevi’nde açılan kütüphanemiz, 1964 yılında İl Halk Kütüphanesi haline dönüşmüştür. Kütüphanede 49.330 adet kitap mevcut olup, Barbaros caddesindeki (Eski İtalyan Konağı) binasında hizmet vermektedir.

100. Yıl Şube Halk Kütüphanesi: 1991 yılında, 100 yıl mahallesinde açılmış olup, 2001 yılında “Ertuğrul Mah. Mimar Sinan Cad. Yamaç Sk. No:2” adresine nakledilmiştir. Bu kütüphanede de 3846 adet kitap bulunmaktadır.
Çorlu İlçe Halk Kütüphanesi : 1970 yılında açılmıştır. “Omurtak Caddesi, No:85” adresinde hizmet vermektedir. Kütüphanede 14.443 adet kitap mevcuttur.
Muratlı İlçe Halk Kütüphanesi : 19,10,1973 tarihinde açılmıştır. Belediye binasın 3. katında hizmet vermektedir. Kütüphanede 11.016 adet kitap mevcuttur.
Hayrabolu İlçe Halk Kütüphanesi : 1988 yılında açılmıştır. “Hisar Mah. Alpullu Cad.” adresinde hizmet vermektedir. Kütüphanede 8.862 adet kitap mevcuttur.
Çerkezköy İlçe Halk Kütüphanesi : 1992 tarihinde açılmıştır. Belediye Binasının 4. katında hizmet vermektedir. Kütüphanede 5.605 adet kitap mevcuttur.

Saray İlçe Halk Kütüphanesi : 1999 yılında açılmıştır. Atatürk İlköğretim Okulu binasında hizmet vermektedir. Kütüphanede 3.550 adet kitap mevcuttur.
Şarköy İlçe Halk Kütüphanesi : 2007 yılında açılmıştır.Özel İdarece 25 yıllığına tahsis edilen binada 1.katında hizmet vermektedir.Kütüphanede 2.765 adet kitap mevcuttur.
Velimeşe Halk Kütüphanesi: 1993 yılından beri Çorlu ilçesine bağlı Velimeşe beldesinde hizmet veren kütüphanede 4.289 adet kitap mevcuttur.

Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı Kütüphanesi: 1993 tarihinde açılmıştır. Malkara Kültür Sarayı’nın 2.katında hizmet vermektedir. Kütüphanede 5.000 adet kitap mevcuttur.

Kütüphanenin Adı
Kitap Mevcudu
Okuyucu Sayısı
Namık Kemal İl Halk Kütüphanesi
49.330
13.828
Çorlu İlçe Halk Kütüphanesi
14.443
11797
Muratlı İlçe Halk Kütüphanesi
11.016
3718
Hayrabolu İlçe Halk Kütüphanesi
8.862
1780
Çerkezköy İlçe Halk Kütüphanesi
5.605
7510
Saray İlçe Halk Kütüphanesi
3.550
4210
Şarköy İlçe Halk Kütüphanesi
2.765
385
100 Şube Halk Kütüphanesi
3.486
805
Çorlu Velimeşe Halk Kütüphanesi
4.289
4841

Tekirdağ-Şarköy

Şarköy, Tekirdağ ilinin bir ilçesidir. Tekirdağ’ın güneybatısında Marmara Denizi kıyısında kurulmuştur.
Şarköy ilçesinde biri ilçe merkezi ikisi kasaba olmak üzere 3 belediye (Hoşköy, Mürefte) teşkilatı vardır. Güzel plajlar bulunduğundan turistik merkez durumuna gelmiştir. Tekirdağ`ın tek mavi bayraklı ilçesidir.

Şarköy ilçesinin batısında Kızılcaterzi köyü Buruneren çiftliği ve Fener Karadutlar mevkii ile Sofuköy’de İ.Ö. 6000-3000 yıllarına ait yerleşmeler tesbit edilmiştir. Bu yerleşmelerde savaş ve günlük kullanım aracı olarak kullanılan taş baltaların üretildiği ortaya çıkarılmıştır.

Şarköy İğdebağları (Araplı) köyü Kozmanderesi mevkiinde erken devir çağına ait (İ.Ö.1200) bronz eserler bulunmuştur. Bu eserler o dönemin maden kültürünü ne derece önemli olduğunu göstermekle birlikte aralarında Miken kılıçlarının da bulunması Ege dünyasıyla Trakya arasındaki ilişkileri göstermektedir.

M.Ö. 750-550 yılları arasında Yunanlılar Traklarla karşılıklı anlaşarak il kıyılarında koloniler kurmuşlardır. Kipert’in antik haritasına göre, il sınırları içinde ve Marmara Denizi kıyısında kurulan koloniler batıdan doğuya doğru şunlardır: Heraklea (Eriklice), Hora (Hoşköy), Ganos (Ganoz), Bizatnhe-Panion (Barbaros). M.Ö. 168-M.S. 395 yılları arasında bölgeye Romalılar hakim olurlar. Bu dönemde yöre, yarı bağımsız yaşamış fakat Trak kavimleri Romalılar’ın hakimiyetine uzun zaman direnmişlerdir.

Bizans idaresinde 1000 yıla yakın kalan Trakya bu dönemde Balkanlar’dan gelen akınlara uğramıştır. Hunlar, Avarlar, Slavlar, Peçenekler, Bulgarlar, Haçlılar ve Latinler.

Şarköy’ün bugünkü yerinde Antik ve Bizans devri haritalarında Tristatis, Agora gibi oturma yerlerine rastlanmaktadır. Rumeli’yi fetheden Orhan Bey’in en büyük oğlu Süleyman Paşa zamanında Şehirköy diye anılan adı, buraya Anadolu’dan göç eden Yörük Türklerin ağzında, şehirden Şar’a dönüştürülmüş ve Şarköy diye söylenmiştir.

Süleyman Paşa 1354 tarihinde Gelibolu’yu aldıktan sonra Şarköy ve Mürefte’yi alamadan fütühatını Tekirdağ’a uzatmıştır. 1356 tarihinde ani ölümünden önce Şarköy’ü de fethetmiştir. Süleyman Paşa’nın ölümünden sonra Şarköy’ü Bizanslılar tekrar geri almışlar ise de, I. Sultan Murat tahta geçer geçmez, 1362 yılında Şarköy’ü yeniden almıştır. Osmanlı Türkleri’nin Rumeli’yi almalarını sağlayan kuvvetlerin başında Yörükler, onlardan kurulmuş Yayalar ve Müsellemler gelir. Sultan Orhan zamanında başlayıp Fatih’e kadar, gittikçe hızı azalarak süregelen ve büyük Yörük akını, çok kısa zamanda il topraklarını kolayca doldurdu ve Türkleştirdi. Örneğin; Araplı (İğdebağları) Köyü Suriye Yörükleri tarafından kurulmuştur.

Balkan Savaşı’nda ordularımız 15-21 Ekim 1912 tarihli Lüleburgaz Savaşı’nda yenilince Çatalca’ya kadar çekildi. 4-20 Kasım tarihinde Çatalca’ya saldıran Bulgarlar bir netice alamayınca iki aylık bir mütareke imzalandı. Bu arada Şarköy ve Gelibolu cephesini 2. Tümen takviyeli olarak savunmakta idi. Mütareke bitince Bulgarlar 22 Aralık 1912 tarihinde 10. Kolordu taburlarını Marmara kıyılarından taşıyarak Şarköy’e çıktılar. 10 Haziran’da ordumuz taarruza geçerek Şarköy, Mürefte başta olmak üzere tüm Trakya topraklarını Bulgarlar’dan kurtardılar.

I. Dünya Savaşı sonrası gelişen olaylar neticesinde 20 Temmuz 1920 günü Yunanlılar Tekirdağ kıyılarına çıkartma yaptılar.

Rum ve Ermeniler’in içerden savaşa katılmaları ve Yunan işgal kuvvetlerine yardımcı olmaları sonunda birliklerimiz gerilediler. Şarköy 2,5 yıl kadar Yunan işgali altında kaldı. Şarköy 17 Kasım 1922 günü Yunan işgalinden kurtuldu.

coğrafya
Tekirdağ ilçeler
Tekirdağ-Malkara yolunun 48. Kilometresinde Karıştıran’dan güneye ayrılan 38 km’lik yolla D-110 Karayoluna bağlantılıdır. İl merkezine uzaklığı 86 km’dir. Ayrıca ilçe merkezi Gelibolu’ya bağlı Kavak Köyü kavşağından 24 km’lik bir asfalt yol ile Keşan-Gelibolu yoluna bağlantılıdır. Şarköy-Gelibolu arası 54 km’dir. Şarköy’ü Tekirdağ iline bağlayan sahil yolu yeterince kullanılabilecek durumda değildir. Şarköy’e düzenli bir deniz ulaşımı yoktur. Küçük tonajlı ve gezi motorları iskeleden istifade edebilmektedir. Yazları Avşa ve Marmara Adaları’na Şarköy’den deniz yoluyla seferler düzenlenir.

İklim
Zeytin ağacıBölgede ılıman Marmara iklimi iklim görülür.Buna bağlı olarak doğal bitki örtüsünü alçak kesimlerde Akdeniz kökenli bitkiler oluşturmaktadır.

Nüfus [değiştir]Şarköy’ün nüfusu 1927′ de 2.357 iken 1990′ da 11.425′e ulaşmıştır.

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 32.660. Bunun 16.194′ü ilçe merkezinde, 16.466′sı ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

İlçe bağlısı olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 2 belde, 26 köy ve 5 mahalleden oluşmaktadır.

Yıllara göre ilçe nüfus verileri
Yıllar Merkez Köyler Toplam
2007 29.395
2000 16.194 16.466 32.660
1997 14.142
1990 11.425 17.055 28.480
1985 8.429
1980 6.755
1975 5.360
1970 4.428
1965 4.242
1960 4.006
1927 2.357

Spor [değiştir]İlçede Şarköyspor futbol takımı bulunmaktadır. Şarköyspor Tekirdağ Süper Amatör Lig’inde mücadele ediyor.

Belediye [değiştir]
Eğitim – Kültür [değiştir]İlçe merkezinde okuma-yazma oranı % 98,85’tir.(2005) Yapılan araştırmalarda 1913 yılında Şarköy’de bir Rüştiye (Ortaokul) ve bir İptidai Mektep (ilkokul) var iken Cumhuriyet Devri’nde sadece bir ilkokul kalmıştır.

1938 yılına kadar Mürefte, Hoşköy, Gaziköy, Uçmakdere, Kirazlı köylerinde birer ilkokul açılmıştır. 1953 yılında Şarköy ilçe merkezinde, 1959 yılında Mürefte bucağında, 1972 yılında da Hoşköy kasabasında birer ortaokul açılmıştır. 1973 (1 Ekim) de Şarköy, 1980 yılında da Mürefte’de lise açıldı.

Bugün Şarköy İlçesinde 4 İlköğretim Okulu, 2 Lise, 1 Halk Eğitimi Merkezi ve Trakya Üniversitesine bağlı 1 Yüksekokul ve 1 anadolu lisesi mevcuttur. İlçede ayrıca Malkara Çıraklık Eğitimi Merkezine bağlı olarak 150 çırak öğrenci ve ustalık eğitimi gören kalfa sayısı 80 öğrenci bulunmaktadır.

Taşımalı eğitim sistemi Şarköy’de de uygulanmakta olup 1500 öğrenci Şarköy, Mürefte, Hoşköy, Eriklice ve Gölcük’teki ilköğretim okullarına taşınmaktadır.

İlçede toplam 8020 ilköğretim, 1251 lise öğrencisi bulunmaktadır. İlçede toplam 512 öğretmen görev yapmaktadır.

Ayrıca Şarköy’de kültür ve sanat derneği, Atatürkçü düşünce derneği gibi sosyal faaliyetlerde bulunan derneklerde aktif durumdadır.

Sağlık Hizmetleri Şarköy ilçesinde sağlık hizmetlerinin verilebilmesi için Köy Sağlık Evleri, Köy Sağlık Ocakları, Merkez Sağlık Ocakları, Devlet Hastanesi bulunmaktadır. Hastane 50 yataklıdır.

İlçede, 5 sağlık ocağı vardır.

Şarköy Merkez Sağlık Ocağı.
Mürefte Sağlık Ocağı.
Hoşköy Sağlık Ocağı.
Eriklice Sağlık Ocağı.
Yeniköy Sağlık Ocağı.

Turizm [değiştir]
Marmara denizinde sudan yeni kalkmış bir rüzgar sörfçüsü.Şarköy ilçesi Türkiye’nin en uzun 1. dünyanın en uzun 12. kumsalına sahiptir.Şarköy ilçesi 60 km uzunluğundaki sahilleri ile deniz, balık, üzüm, şarap ve karides diyarıdır. Turizm yönünden eşsiz bir hazine, bir cennet olan Şarköy ilçesi kıyılarının temizliği ile dikkati çeker.2006 yılında denizi ve kumsalıyla mavi bayrak almaya hak kazanmıştır.Aynı başarıyı 2007 ve 2008 yıllarında da göstermiştir..İklimi ve denizin üstünlükleri yöreye ayrı bir özellik katar. Kıyılarındaki turistik konaklama yerleri, motelleri, otelleri, kamping ve deniz siteleri her geçen gün artarak devam etmektedir. Çevre il ve ilçelerden, yabancı ülkelerden gelen turistlerin uğrak yeridir. Nüfusu kış aylarına oranla 6-7 kat kadar artmaktadır.

Şarköy ilçe merkezinde otel, motel ve pansiyonların yatak kapasitesi 750 dolayındadır. Kente gelen turistlere konaklama yerleri yeterince cevap verecek durumda değildir. Haftanın belirli günlerinde turistik amaçlı olarak Şarköy’den Avşa , Marmara Adası ve diğer turistik birçok mekana motor gezileri düzenlenmektedir. Özellikle kış ve bahar aylarında gerisindeki tepelerde yetiştirilen göz alabildiğine uzanan ormanın da kattığı havasıyla Şarköy dinlenecek sakin bir ilçedir.

Ayrıca yeni açılan rüzgar sörfü kulubü Şarköy’ü rüzgar sörfü yapanlar için de mükemmel bir yer haline getiriyor. Alaçatı gibi surf merkezlerinden daha fazla rüzgar alan Şarköy’de surf yapmak bir ayrıcalıktır. Ayrıca bu rüzgar sörfü kulubü açıldığı gün Trt1′de yayınlanmıştır. Şarköy Haziran aylarında sakin rüzgarıyla rüzgar sörfü bilmeyenler içinde öğrenim için uygun bir hava sağlıyor. Temmuz ortalarında ise daha profesyonel rüzgar sörfçüleri için sert rüzgarlar alan Şarköy büyük trustik bir mekan.

Şarköy gece hayatıylada diğer tatil yerlerinden çok daha büyük bir ayrıcalığa sahiptir.Birçok disko ve barı bulunan Şarköy eğlenmek için gelen turistlerinden tercih ettiği bir yerdir.

Turistik Yerleşim Merkezleri İğdebağlar( Araplı ) :Şarköy’e 5 km uzaklıktadır.Suriye Yörükleri tarafından kurulmuştur. Üzümü,zeytini ve içimi güzel suyu ile çok eski bir tarihi geçmişe sahiptir.

Eriklice : Denizi, üzümü, balığı ve zeytini ile ünlü olan belde çok eski bir tarihe sahiptir.

Gaziköy : Şarköy’e 25 km uzaklıktadır. Bu kıyı köyünün 2700 yıllık tarihi geçmişi vardır.

Uçmakdere : Şarköy ilçe merkezine 36 km uzaklıktadır. Tekirdağ- Barbaros-Naip-Mermer-Yeniköy’den gidilir. Eşsiz doğa güzelliklerine sahip olan köyün çok ilginç bir yerleşme sahası vardır.Çok güzel restorantları olan ağaçlık bir köydür.

Mürefte : Şarköy’e 13 km pırıl pırıl tertemiz kıyılara sahip olan bu kıyı kasabasının da çok eski bir tarihi geçmişi vardır.

Hoşköy : Şarköy’e 16 km uzaklıktadır. Hoşköy kasabasının çok eski bir tarihi vardır.

Rüzgar Enerjisi Santrali Projesi Rüzgar enerjisi santralinin yılda 5 milyon kilovatsaat elektrik üretmesinin planlandığı ifade ediliyor

Kaynak:Şarköyün Sesi Gazetesi Haber Portalı

Ekonomi Ekonomisi tarım ve turizm ağırlıklıdır.

Arazi Varlığı İlçenin Toplam arazi varlığı 48.000 hektardır. Bu alanın 43.000 hektarı ( % 89.40) tarım arazisi, 5.100 hektarı ( % 10.60 ) tarım dışı arazidir.

Bitkisel Üretim
Üzüm
ZeytinMikroklima özelliği gösteren ilçede çok yönlü tarım yapılmaktadır. Her ne kadar ekiliş alanı olarak % 50.63 oranı ile ilk sırada tarla ürünleri yer alıyorsa da ekonomik yönden en çok gelir getiren ürünler sırasıyla üzüm, zeytin, buğday daha sonra ayçiçeği ve diğer tarla ürünleri yer almaktadır.

İlçenin Doğusunda kalan Merkez arazisi ve sahil köylerinde Bağcılık ve Zeytincilik ön planda yer alırken diğer bölgelerde tarla ziraatı ağırlık kazanmıştır. Sahil köylerinde özellikle Gaziköy ve Uçmakdere köylerinde bağ olmayan alanlarda tütün yetiştiriciliği yapıldığı ,iç kısımlarda kalan köylerde ise bağ alanları dışındaki yerlere buğday ve arpa ekilişi yapıldığı görülmektedir.

Üzümlerden yapıncak çeşidi hem şaraplık hem de sofralık olarak tüketilmektedir. Son yıllarda uygulanan fiyat politikaları semillion ve yapıncak çeşitlerini tercih edilmez ve dönüşüme uğrayan hale getirmiştir.

İlçenin yıllık şarap’lık üzüm üretimi 52.000 ton,sofralık üzüm üretimi ise 12.000 ton civarındadır.

Kapama zeytin yetiştiriciliği yapılan alan 1500 Hektardır. Yöre koşullarında bağ- zeytin karışık yetiştirilmektedir. Bu durum çiftçinin zeytin ağaçları bahçeyi tamamen kapladığı 10-15 yıla kadar geçen süre içinde araziden maksimum fayda sağlamaya yöneliktir. Dağınık olarak bulunan bu zeytin ağaçları sayısının kapama bahçelerdeki sayıya yakın olduğu tahmin edilmektedir. İlçede yetiştiriciliği yapılan zeytin çeşidi gemlik tipi olup sofralık olarak tüketilmektedir. Elek altı diye tabir edilen ve sofralık olarak faydalanılmaya uygun olmayan zeytinlerle, ağaç altına dökülenler yağlık olarak değerlendirilmektedir. İlçenin yıllık zeytin üretimi 5.000 ton civarında gerçekleşmektedir. Üretim de bir önceki yılda yaşanan düşük sıcaklık – donlar üretim miktarında yıllar itibariyle farklılıklar ortaya çıkarmaktadır.2004 yılı rekoltesi 3261 ton olarak gerçekleştiği bu bilgiler ışığında tahmin edilmektedir.

Tarla arazisinde en yaygın ekilişi yapılan ürünler buğday, ayçiçeği, arpa ve tütündür. 2003-2004 üretim yılı buğday ekim alanı 4.370 hektar olup 2004 yılı rekoltesi üretim 17480 ton olarak gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Aynı dönemde Arpa ekim alanı 490 hektar olup üretim 1960 ton olarak tahmin edilmiştir. 2004 yılı Ayçiçeği ekim alanı 31770 hektar olup tahmini üretim 4500 tondur. Ayçiçeği üretiminde çeşitli firmalara ait hibrit ayçiçeği tohumlukları kullanılmak ta olup yağlık ayçiçeği üretimi yapılmaktadır. Tütün üretimi 100 hektarlık alanda yapılmakta olup yıllık tütün üretimi 100 ton civarındadır.

Sebze üretimi daha çok aile tüketimini karşılamaya yönelik olup en fazla üretimi yapılan sebze domatestir.

İlçede tarımsal mekanizasyon gelişmiş olup ,toprakların tamamına yakın kısmı makine ile işlenmektedir. Sadece kırsal alan köylerinde yamaçlarda kalan birkaç parça bağ alanı at ile çekilen hayvan pulluğu ile yapılmaktadır. Mevcut traktör sayısı 807 adettir. Bunların haricinde bağ ve zeytinlik alanlarının işlenmesi de 2 tekerlekli traktörlerle (bağ motoru denen araçlar) ile yapılmaktadır. Bunlardan da 412 adet bulunduğu tahmin edilmiştir.

Zirai mücadele tarımsal ürün kaybını önlemek amacıyla uygulanan önemli bir üretim faktörüdür. Normal yıllarda ortalama devlet ve çiftçi mücadelesinde yaklaşık 80 ton zirai mücadele ilacı kullanılmaktadır.

Hayvansal Üretim İlçenin yıllık süt üretimi 7.000 ton civarında olup, bunun 5,531,856 Lt. kısmını gerçekleştiren 595 çiftçiye 110,637,126,000,-TL Süt Teşvik Primi hak edişi yapılmıştır. 2004 yılı ilk altı aylık et üretimi 142,786 tondur. 3.250 adet arı kovanı mevcut olup 2004 yılı tahmini bal üretimi 36.750 Kg 130 kg kadar da bal mumu üretimi gerçekleştiği tahmin edilmiştir.

Su ürünleri üretimi ; İlçenin Marmara denizine sınır olan kıyı şeridinin uzun olması balıkçılık için olumlu bir ortam yaratmaktadır. İlçe Merkezinde, Hoşköy Beldesinde ve Mürefte Beldesinde olmak üzere 3 adet faal Balıkçı barınağı mevcuttur. Merkez, Hoşköy ve Mürefte Beldelerinde olmak üzere üç adet Su Ürünleri Kooperatifi çalışmalarına devam etmekte olup bu kooperatiflerin 158 kadar ortağı bulunmaktadır. İlçede Kefal, Çinekop, Levrek, Mezgit, Kalkan, İstavrit, Lüfer, Uskumru, Palamut vb. balık türleri ile Karides ve Kum Midyesi avcılığı yapılmakta olup 2004 yılı 303,2 ton deniz ürünü istihsal edilmiş olup,su ürünlerinden elde edilen parasal gelir 1,786,325,000 TL.dir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategor…e_k%C3%B6yleri

alıntı

tekirdagda el sanatları

TEKİRDAĞ’DA YAŞAYAN EL SANATLARI
Karacakılavuz El Dokumaları :
İlimiz el dokuma sanatının yaşatıldığı Karacakılavuz Kasabası merkez ilçeye 32 km. uzaklıktadır.
Karacakılavuz köyü dokumalarından yola çıkarak Karacakılavuz köyünün kökeni araştırıldığında, köklerinin Orta Toroslara dayandığı işledikleri motiflerden anlaşılmaktadır. Karaman oğlu beyliği sınırlarında yaşayan Karacakılavuzluların dedeleri Türklerin Trakya’yı ele geçirmelerinden sonra Fatih Sultan Mehmet döneminde (15. Y.Y. ilk yarısı) Toroslardan alınarak Balkanların Türkleştirilmesi amacıyla Balkanlara yerleştirilmişlerdir. Dokumacılığa Balkanlarda da devam eden Karacakılavuzlular daha sonra Tekirdağ topraklarına yerleşmişlerdir. Dokumalarının çoğunluğunda Anadolu motifleri bulunan Karacakılavuz dokumalarında ara motifleri olarak Balkan motiflerine de rastlanmaktadır. Bu nedenledir ki Karacakılavuz dokumaları toplumların yaşadıkları yörelerin izlerini taşımasının da ne kadar önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır. Anadolu ve Balkan motiflerinin işlenerek ortaya konulduğu Karacakılavuz dokumaları Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün çabalarıyla halen yapılmakta olup, hediyelik eşya olarak satışı yapılmaktadır.
Burada yaşayan halk ilk defa 1877-1878 yıllarında Bulgaristan’dan göçmen olarak gelmiştir. Halkın el sanatlarından olan bu dokumalar nesilden nesile yaşatılarak günümüze kadar gelmiştir.
Karacakılavuz el dokuma tezgahları yaklaşık 115 cm. Yüksekliğinde. 23 cm boyunda, 100 cm. eninde olup meşe ve gürgenden yapılmıştır. Daha çok çuval, minder yüzü, yastık yüzü, seccade, heybe ve kilim dokunmaktadır.
Kırmızı, turuncu, siyah, lacivert, yeşil, sarı, mavi, mor kullanılan başlıca renklerdir.
İplik malzemesi olarak önceden yapağı kullanılmakta ise de şimdi kolaylığa ve rahatlığı bakımından yün kullanılmaktadır.
Desenler oldukça zengindir. Dokumalarda göz motifi, koç boynuzu, köpek ayağı, tavus kuşu, üç güller, çam dalı, mührü Süleyman, çengel, sofra, beygir nalı, yıldız, kilit deseni motifleri işlenmektedir.
Başlangıçta bir kaç tezgahla başlayan el dokumacılığı, Kültür ve Turizm Müdürlüğünün gayretleri ile “El Dokumacılığı Projesi” çerçevesinde gün geçtikçe geliştirilmektedir.

TEKİRDAĞ HALK KÜLTÜRÜ
Tekirdağ Halk Kültürü, yüzyılların deneyiminden süzülerek biçimlenmiş, kuşaktan kuşağa aktarılan bir değerler bütünüdür. Halk kültürü ürünleri örnek değerler ve ahlak anlayışı, dini inançlar, gelenekler, günlük yaşam v.b. ile beslenir. Yaşadıkları yöreyle aralarında bir bağ bulunan bu ürünlerin oluşmasında, şekillenmesinde tarihi ve kültürel mirasın önemli bir rolü vardır.

TEKİRDAĞ EVLENME TÖRENLERİ VE BUNLARA BAĞLI ADET VE İNANMALAR
Evlenme törenleri bağlı bulunduğu kültür tipinin öngördüğü belirli kurallara ve kalıpla uydurularak gerçekleştirilir. Evlenme, tören, töre, adet, gelenek, görenek ve inanma bakımından zengin bir tablo çizer.
Evlilik Öncesi
Tekirdağ’da kızlar 17-18, erkekler askerlik dönüşü 22-23 yaşında evlenme çağına gelmiş olarak kabul edilirler. Evlilikte akraba olmaması şartı aranır. Evlenmede “sıra gütme” adı verilen bir tür sıra gözetimi vardır. Öncelikle abla ve ağabeylerin evlenmelerine dikkat edilir. Ancak önemli bir engel değildir.
Evlenme yaşına gelen gençler evlenme isteklerini evin büyüklerine söyleyemezler. Çeşitli yollara başvurarak bu dileklerini belli ederler. Bir kaçını şöylece sıralayabiliriz. Ayakkabıları ters çevirme, devamlı of çekme, süpürgenin üstüne oturma v.b.
Evlenme Aşamaları
Kız bakma – Kız Görme
Tekirdağ’da evlenme çağına gelen oğullarına önce beğendiği bir kız olup olmadığını sorar. Eğer oğlan kız beğenmeyi ailesine bırakırsa ailesi önce çevreden soruşturarak kız arar. Kız ararken kızda ve ailesinde ahlaki yapı, maddi durum, fiziki v.b. özellikleri arar. Oğlunun beğendiği bir kız varsa aynı özellikler soruşturularak araştırılır. Çevredeki evlenme törenleri kızlarla erkeklerin birbirlerini görüp tanışma ortamlarıdır. Eğer bir kıza karar verilirse kız evine görücü gönderilir.
Görücüler oğlanın annesi, teyzesi, halası, yengesi ve komşu kadınlardır. Kız evi bu ziyaretin nedenini sezer. Gelin adayı gelenleri güleryüzle karşılar. Teker teker ellerini öper. El öpme sırasında ve ziyaret boyunca kız belli edilmeden incelenir. Vücutça bir kusuru olup olmadığına dikkat edilir. Yürüyüşü, oturması, kalkması, davranışları gözlenir. Evin temizlik ve düzenine bakılır.
Kız beğenilmişse görücülerden yaşlı bir hanım, kızı beğendiklerini, uygun görürlerse kararlaştırılacak bir günde erkeklerin kızı istemeye gelip gelemeyeceklerini sorar. Kızın annesi ya da yakınlarından biri bu tekliften memnun kalmışsa “Mademki siz münasip gördünüz kısmetse olur, ama bir kere de erkeklere danışalım” der. Görücü misafirler uğurlanır.
Kız isteme – Söz Kesme
Kız evinde erkekler oğlanın mesleğini, iyi ve kötü alışkanlıklarını belli etmeden araştırırlar. İyi olduğuna kanaat getirilirse oğlan evine bir gün verirler. Kız istemek için oğlanın ailesinden, akrabalarından, iş arkadaşlarından çevrede saygınlığı ile tanınan kişilerden oluşan bir grupla kızı istemek üzere kız evine giderler.
Gelinlik kız her birinin elini öperek,”hoş geldiniz” der. Kadınlar bir daha da erkek misafirlerinin yanına çıkmazlar. Yalnız kız arada bir şeker, kolonya, çay, kahve v.b.ikram etmek üzere odaya girip çıkar. Gelinlik kızın üzerinde en güzel elbisesi vardır. Erkekler selamlaşıp hatır sorduktan sonra tanışırlar, sohbet ederler. Bir süre sonra sedirde oturan erkek evinden bir kişi ayağa kalkarak “haydin başlayalım” diyerek odanın ortasına gelir. Bunun üzerine kız evinden bir kişi kalkarak karşısına geçer. Bunlar kız ve erkek evinin en yakın akrabalarıdır. Önceden seçilirler. Bunlar, nişan, takı, karşılıklı hediyeler, eşyalar ve baba hakkı (başlık parası) konusunda konuşup anlaşırlar.
Baba hakkı son yıllarda çok azalmıştır. Baba hakkının temelinde ekonomi ve evlilik kurumuna saygı yatmaktadır. Baba hakkıyla kızın ailesine düğün masraflarına katkı, evlenme yoluyla evden ayrılan işgücünü ve ekonomik güçlüğü karşılamak amaçlamaktadır.
Kızın verilmesi kesinleşince söz kesilir. Kız evi söz bohçası verir. Düğün için kız tarafına, terlik, çorap, ayakkabı, tuvalet takımı, nişan elbisesi ve çeyiz eksiklerini tamamlamak için patiska v.b. verilir. Oğlan tarafı da evlerindeki kişi sayısı kadar, yakın akrabalar dahil bohça ister.
Söz kesiminde erkek tarafı kıza grep, çorap, elbiselik kumaş, terlik v.b.olan bohça verir. Kız tarafı da söz bohçasını, mendil, gömlek, kravat, çorap, v.b.söz kesti alameti olarak koyar. Bohçalar karşılıklı verilince söz kesilmiş olur. Odada bulunanlar kız ve oğlan babasını “Hayırlı uğurlu olsun “ v.b. şeklinde iyi dilek ve temennilerde bulunurlar. Kız tarafından birisi lokum ve şeker ikram eder. Müstakbel gelin odada bulunan herkesin elini öper, kızın eline bir miktar para verilir. Nişan günü tespit edilerek dağılırlar.
Nişan
Nişan evliliğe atılan ilk adımdır. Bu törenle kız ve oğlanın evlenme istekleri çevreye duyurulmuş olur. Nişan kız evinde yapılır. Nişan günü kız evi oğlan evi tarafından istenilen bohçaları yanında bir tepsi nişan tatlısını oğlan evine gönderir. Oğlan evi nişan tatlısını nişan alameti olarak konu komşu, akrabaya dağıtır. Kız ve oğlan tarafının ve köy halkının hazır bulunduğu bir bahçede nişan töreni yapılır. Yüzükler bu törende takılarak gençlerin nişanları ilan edilir. Köy halkı bu törenlere büyük ilgi gösterir. Daha sonra düğün günü kararlaştırılır.
Düğün
Düğünler bazen salı günü başlayıp pazar günü sona erer. Bu düğünler “perşembe düğünü” ve “pazar düğünü” olarak adlandırılır. Köylerde daha çok pazar düğünü yapılmaktadır. Düğüne cuma gecesi kız evinde, cumartesi günü oğlan evinde başlanır. Düğüne komşular, akrabalar ve köylüler katılır. Oğlan evine yakın bir yerde komşu evinde veya bir kahve ocağına giderek düğünü kutlarlar. çay kahve içilir.
Kadınlar hediyeleriyle birlikte düğün evine giderler. Kız evinde ve erkek evinde cümbüş vardır. Kızlar rengarenk elbiseleri pırıl pırıl parlayan oyalı grepleriyle maniler, türküler söyleyip oynarlar.
Köyde delikanlılar oynayan kızları 30-40 metre öteden seyrederler. Kızlara yaklaşıp laf atmak hoş karşılanmaz. Eğlenceler kızlarla delikanlıların karşılıklı bakışmaları, kızların delikanlıların imalı maniler söylemesiyle sürer.
Çeyiz Götürme – Çeyiz Gösterme
Kız evinin düğün tarihinden önce çeyiz adı verilen bir takım eşyaları hazırlayıp alması adettir. Düğünden bir müddet önce damat ve gelin kendi yakınlarından bir kaç kişiyle giyecek ve ev eşyası almak için alışverişe çıkarlar. Buna “ çeyiz düzme” denir.
Bu arada gelinlik alınır veya diktirilir. Kızın çeyizi tamamlanınca konu komşuya gösterilir. Çeyiz düğüne bir hafta kala veya alay gününde damat evine davul zurna eşliğinde bayrakla götürülür. Tekirdağ’da çeyiz taşınırken sandığın üzerine oturma adedi vardır. Bahşiş alınmadan kalkılmaz. Çeyiz oğlan evinde duvarlara asılır, masalar üzerinde sergilenir. Bu hazırlık tamamlanınca düğüne bir kaç gün kala adına “okuyucu” , “fike” veya “yiğitbaşı” adı verilen genellikle fakir ve dul bir kadın komşuları, hısım akrabayı ve diğer köylüleri tek tek gelin hamamı, hamam gecesi, ana kınası ve kız kınası için çağırır. Okuyucu kadının sepetinde yaşlılar için kına, gençler için kırmızı kurdeleyle bağlı tel bulunur. Köyün yaşlı kadınlarına birer fincan kına verir. Genç kızlar kız kınası için yapılacak olan peksimet yapımı için kız evine çağırır. Okuyucu kadına çağırdığı evlerden mendil, havlu, kumaş, para ve yiyecek gibi şeyler verir. Köy kahyası da muhtelif yerlerde bağırarak düğüne davet eder.
Gelin Hamamı
Köyün kadınları hamama çağırılır. Hamam parasını oğlan evi verir. Hamamda türküler söylenir, maniler atılır, tef eşliğinde oynanır. Gelinin arkadaşları gelinle oynarlar. Hamam sonrası kız evi yemek verir. Bu yemekte özellikle yufka böreği yapılır. Pirinç çorbası, dolma ve aşure v.b.ikram edilir.
Hamam Gecesi
Bu gece hamama gelen kadınlar arasında yapılan bir eğlencedir. Gelin kız en güzel elbisesini giyer. Genç kızlar darbuka çalar, mani söyler. Oynarken gelinin başına hamam tası konur. Bunun içine para atılır. Toplanan bu paralar tellaklara bahşiş olarak verilir.
Kına Gecesi (Ana Kınası)
Tekirdağ’da kına adedi çok yaygındır. Kına yakılırken gelinin ve güveyin avucuna konan para kısmet içindir. Onları ömür boyu kötülüklerden koruyacağına inanılır. Geline kına yakılırken başına al örtmesi al basmasından korunmak içindir. Kötülük ve nazardan korunmak için gelinin yüzü örtülür.
Tekirdağ’da genellikle cuma günü gecesi kız evinde ana kınasını kutlamak için toplanırlar. Konuklar gelin evinin en yakın komşuları, akrabalarıdır. Bazen kınaya oğlan tarafından kızlar da gelirler. Mevsim yazsa dışarıda, kışsa içeride toplanırlar. Gelin kına gecesinde gelinlik giymez. Ya nişan elbisesini yada başka bir elbise giyer. Gelin kızın başı mum çiçekleriyle süslenir. Bazen kına gecesi için ince çalgı tabir edilen keman, cümbüş, darbukadan oluşan çalgıcılar tutulur. Çalgıcı tutulmazsa kızların çaldığı darbuka eşliğinde, türküler söylenir, oyunlar oynanır.
Kına yakılmadan önce genç kızlar çeşitli kılıklara girerek oyun çıkarırlar. Mani atışırlar. Kına gecesinin son saatlerine doğru geline kına yakılır. Kına yakılacağı zaman gelini bir sandalyeye oturtup yüzünü kırmızı greple örterler. Gelin bu sırada ağlamaya başlar. Eğer ağlamazsa kınanır, ayıplanır. Gelinin kınasını yengeler yakar. Kına yakmadan önce gelinin omzuna bir mendil koyarlar. Gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakarlar. Gelinin ellerini, gelinin çeyiz sandığından çıkarılan oyalı kına bezleriyle sararlar. Kına yakılırken kızlar kına vurma türküsünü söylerler. Eğer gelin uzak bir yere gidiyorsa kına yakılırken hasretliği, gurbetliği anlatan türküler söylenir. Gelini kına için bağlanmış elleriyle oynatırlar. Kına yakılırken para yapıştırırlar veya gelinin avucuna para koyarlar. Gelinin arkadaşları gelinin yanında kalarak, sabaha kadar eğlenirler, hiç uyumazlar.
Güneş doğmadan önce çalgılar alınarak, köy içinde yakın bir çeşmeye gidilir. Gelinin annesi ve babası genç kızlara gelinin kınasını yıkatırlar. Gelinin avucundan çıkan paraların bir kısmını arkadaşlarına verirler, bir kısmını ise gelinin sandığına ve damadın cebine kısmeti açılsın diye koyarlar.
Gelin Salınması ( Kız Kınası)
Oğlan evi cumartesi günü genç kızları sabahtan berbere götürür. Akşam için ince çalgı tutulur. öğleye kadar iş biter. Kızlar düğün evine dönerler. Cumartesi öğleden sonra oğlan tarafı kız evine gider. İki tarafın davetlileri bir araya gelir. Davetlilere akşam kız evinde yemek verilir. Bu sırada gelin salınması için davetliler toplanmıştır. Gelin o gece gelinlik giyer. Ağır bir müzik çalar. Bu müzik daha çok “kırmızı gül “ türküsüdür. Ortaya bir sandık, sandığın üzerinde içi su dolu bozuk paraların konduğu bir tas konur. Önde, başında yeşil bir başörtü bulunan gelin ve kollarında iki yenge, arkada ikişer ikişer grup olmuş kızlar tasın etrafında üç defa dönerler. Gelin üçüncü turun sonunda sandığa bir tekme vurur. Tas devrilir, bozuk paralar etrafa saçılır. Çocuklar bu paraları kapışırlar. Gelin önce yengelerin sonra davetlilerin elini öper.
Gelin Alayı
Pazar sabahı gelini almaya gidecek olan alay arabalarını oğlan tarafı hazırlar. Kız tarafı da kızın eşyalarını gönderme hazırlıkları yapar. Alay arabalarının üstleri renk renk kilimlerle sarılır. Arabalar kapalı hale getirilir. Gelinin bindiği araba en yakın komşusunun arabasıdır. Son zamanlarda bu arabaların yerine özel taksi, minibüs ve traktörler almıştır. Gelin arabasına güveyin komşuları, hala, teyze ve yenge gibi yakın akrabalarından biri biner. çalgıcılar öndedir. Bunların ardında gelin arabası ve diğer arabalar güle oynaya kız evine doğru yola çıkarlar.
Alaya atlarıyla katılan gençler gelin arabasının önünde dururlar. Mendil veya çevre isterler. Gençlerin bu arzuları gelinin bu iş için hazırlanmış bohçasından karşılanır. Alay köyün dışında uygun bir alanda durur. Çalgıcılar “koşu havası” çalmaya başlarlar. Atlı gençler at koşusuna geçerler. Koşu menzili 3-4 km.dir. Verilen işaret üzerine koşu başlar. Birinci gelen atlı gelinin arabasına gider, gelin alayının geldiğini müjdeleyen koşu yastığını alır ve damadın evine yollanır. Öte yandan bahçede tıraş edilmekte olan damadın sağdıcı koşuda birinci gelen atlının elinden bu yastığı alır. Hediyesini verir. Yastık uygun bir yere konur ve günün hatırası olarak saklanır.